·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


İnsanlık Tarihinin En Büyük Devrimcileri

Değerli okuyucularım, aslında kendi içinde bir bütünlük arzeden bu yazımız, alışılagelmiş “köşe yazısı” hacmını epeyce aştığı için yine birkaç bölüm halinde sizlere takdim edilecektir. Son bölümde dipnot olarak başvurulan kaynakları bulabilirsiniz.

I.Bölüm: Bir İnsan Niçin Sevilir

Bir iddiamı burada yinelemek istiyorum: Eli az veya çok kalem tutan, ağzı az veya çok laf yapanlar için dünyanın en kolay ve sık başvurulan metotlarından birisi; bir nesneyi veya özneyi övmek veyahutta yermektir.

Bir insanı samimi olarak beğeniyor veya takdir ediyorsanız, tabiatıyla onu metheder, iyi ve doğru olan taraflarını tasdik ederek, onunla aynı şeyleri paylaştığınızı dile getirirsiniz. Bazen de bu yola, pek samimiyet kokmayan, siyaseten başvuranlara şahit olursunuz. Bir insandan veya toplumdan bir takım beklentileri olanlar var ise, kişinin nefsini okşayan, toplumun da duymak istediği, hoşuna giden, çıkarlarını gözeten sözlü veya fiilî tavırlar takınarak dostluklarını sergilemeğe çalışırlar. Bu durum, siyaset meydanında at oynatanlarda daha sık görüldüğü gibi, sosyal hayatın diğer sahalarında da hergün karşılaştığımız tiksinti verici hâllerdir.

Her insanın kendine göre inancı vardır. “İnanmıyorum” diyen insan da inançsızlığa inanır ki, onun kendisi de inanmaktır. Benim de hayatımı anlamlı kılan, fikriyatımın kaynağı, özü, mayası; İslâm’dır. Miras olarak devraldığım bu inancın seviyesini yükseltmek de benim vazifemdir. Bilgim, tecrübem arttıkça, düşünerek, okuyarak, inceleyerek ve irdeleyerek ufkum genişletikçe, bu konuda diyeceklerimin, sizlerle paylaşacaklarımın, yerine göre sorgulayacaklarım ve gerekirse yakasına yapışacaklarımın sayısı da artıyor.

Hesabımız sadece Allah’adır

Kardeşim de olsa, yaratılışım gereği samimi olmayanları sevemedim, sevmek de istemedim. Ama bu özellikleriyle varlıklarını kabullendim. Benimle aynı inancı, dünya görüşünü paylaşmayan, fakat samimi ve dürüst olanları da o ölçüler içerisinde sevdim ve takdir ettim. En fazla bana tiksinti verenlerin başında insanların mağduriyetlerini, iyi niyetlerini ve ulvî duygularını istismar edenlerdir. Hele nutuk halkçılığından, milliyetçiliğinden ve dindarlığından bu millet çok çektiği ve kandırıldığı için milletim adına bunlarla kavgalıyımdır. Aynı ülkenin insanları arasında farklı siyasî görüşlerin olması, işin tabiatına aykırı değildir. Aynı dine mensup insanların, ister aynı ister değişik millettlerden olsunlar, müşterek noktası dindir. İnsanların dinî vecibelerini yerine getirirken teferruatta farklılıklar sergilemeleri de işin tabiatına aykırı değildir ve bu hususta da itirazımız sözkonusu olamaz. Fakat, dinin özünde tahribata gidilir, istismar edilir, çarpıtılarak başka mecralara çekilirse, “haksızlıklar karşısında susan, dilsiz kör şeytan” olmak durumuna düşmemek için doğrularımı haykırmak, sizin gibi benim de en tabiî hakkımdır. Hele hele İslâm’ın karşısında olanların ortaya koyduğu siyasî, sosyal ve entellektüel mücadelenin fersah fersah gerilerinde kalan, statükocu, istismarcı, nakilci ve gelenekçi, kalite ve kapasiteden yoksun bir “İslâmcılık”la tatmin olmak, teselli bulmak; müslümanlara ve dolayısıyla İslâm’a yapılabilecek en büyük kötülüklerden birisidir. Bunun ızdırabını duyan, mesuliyetini taşıyan herkes, akıntıya kürek sallamadan, dürüstçe ve cesurane tavrını ortaya koymalıdır. Bizim de bu noktada hesabımız sadece Allah’adır.

Bir insan niçin sevilir?

Ben de sizler gibi zaman zaman kendime “bir insan niçin sevilir” sorusunu yöneltmişimdir. Hele bu insan, insan-ı kâmil, yani Allah’ın elçisi ise... Bu sefer sevginin kordinatları tamamıyla değişir, değişmesi de lazım! Çünkü bu insan; sıradan birisi değildir ve siz O’nu (bu çağın insanı olartak) gıyabında seviyorsunuz. Basit sözcüklerle izah etmek gerekirse; O, bize karanlıklardan aydınlığa, kötülüklerden iyiliğe giden yolda rehberlik ettiği, hem bu dünyamız hem ahiretimiz için iyilikler tavsiyesinde bulunurken; Resuller dışında hiçbir insanın tahammül edemeyeceği meşakketlere göğüs gererek, insanlara örnek olduğu için ve Allah rızası için severiz. Eğer bu basit tarife itrazınız yoksa; biz bütün Peygamberleri bu ve benzeri özelliklerinden dolayı, yani mukaddes misyonları ve örnek icraatları sebebiyle severiz.

Bu sevginin bedeli ise; biz insanlar için  Onların dediklerini ve yaptıklarını günlük hayatımızda uygulamaktır. İlk insan ve ilk Peygamber Hz. Adem (a.s)’dan son Peygamber Hz. Muhammet (s.a.v)’e kadar gelmiş geçmiş tüm Elçilerin tam yanında, tam karşısında ve iki ara bir derede kalarak pozisyonu tam netlik kazanmayan insanlar olagelmiştir. İslâm Peygamberi’ni de tüm müslümanların içinde sevenler, sevdiğini zanneden ve iddia edenler mevcuttur. Bu sınıflandırmaların teferruatına burada girmeden, genel değerlendirmemizi yapmaya çalışarak, kararı size bırakacağız.

Önce bildiğiniz bir fıkra: Sefil ve perişan halde birisi yol kenarında ağlarken, fırından ekmek aldıktan sonra evine doğru giden adamın dikkatini çeker. Gözleri yaşlı adama sorar; hemşehrim niye ağlıyorsun, derdin nedir? Ağlayan adam; günlerdir mideme bir lokma ekmek girmedi, açlıktan ağlıyorum, der. Bunun üzerine yufka yürekli (!) adam da onun yanıbaşına çömelir ve başlar bu garibanla hüngür hüngür ağlamaya. Yol kenarında çömelmiş vaziyette ağlaşan bu iki insan manzarası, bir müddet sonra onların yanından geçmek üzere olan bir başkasının dikkatini çeker. O da bunlara yaklaşarak, niçin ağlaştıklarını sorar. Gariban adam, açlıktan ağladığını söyler. Kucağında ekmeği olduğu halde onunla beraber ağlayan da; bu fakirin yürek dayanmaz hâline ağlıyorum deyince; üçüncü adam iyice şaşırır: Madem açlıktan perişan olmuş adamın hâline acıyorsun, oturup onunla ağlayacağına, kucağındaki ekmekten ona versene!... İkinci adamın verdiği cevap: Yooo arkadaş, ekmeği parayla aldım, onu vermem. Fakat ağlamak bedavadır.

Birilerini methetmek de onun ızdırabına ağlamak kadar bedavadır. Hele o birileri Hz. Peygamber ve O’nun Ehl-i Beyti ise, mevlitler ve mersiyeler Onlara duyulan sevginin ve ızdırabın bedeli olamaz! Günümüz müslümanının üzerindeki ilahî mesuliyet, Peygamber hakkı buna müsade etmez! Bu bedel, Onların gittiği yolda gidilerek ödenirken, sevginin ve sadakatın sulandırılmamışı da böylece perçinlenmiş olur.
DEVAM EDECEK

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
İnsanlık Tarihinin En Büyük Devrimcileri
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Fikret Ekin
İnsan ve İnsan
Haldun Çancı
İran, Türkiye'nin düşmanı mı?
Yakup Yurt
Bugün 23 Nisan
Ali Kılıçarslan
Dönüş düşüncesi
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Nuran Yelkenci
Benim Duam
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Ermeni Sorununun İrdelenmesi!
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirleşme
Yılmaz Kuzucu
Mart mektubu
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Hidayet Kayaalp
Kasıntı Kütürü
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Orhan Aras
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
M. Ali Aladağ
Çağdaş Yobazlar
Hasan Kayıhan
Ayrılığın Rengi Hüzün
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç