|
Statüko
Dinine Karşı İslâm
“Bütün dinlerin etkisini, insanın mutluluğu ve gelişimi
açısından ayrı ayrı ele alıp inceleyecek olursak, Hz.
Muhammet’in peygamberliği kadar ileri, bilinçli ve güçlü bir
peygamberliğin olmadığını göreceğiz. Günümüzde ise, Hz.
Muhammet’in peygamberliği kadar ters tanıtılmış ve tamamen
farklı bir kalıba sokulmuş bir peygamberlik de olmadığını
göreceğiz. (1)”. İlk çıkış şekli tahrif edilerek aslından
eser kalmayan İslam öncesi dinlere karşı, Hz. Peygamber’in
her icraatı kayıtlar altına alınmış ve ondan daha önemlisi,
Kuran-ı Kerim’in ilk günkü orijinallığına zerre kadar
şüpheye mahal verecek bir durumun sözkonusu olamayacağı da
ortadadır. Merhum Şeriati, yukarıdaki tesbitinin
gerekçelerini “küfr”, “şirk” ve “putperestlik” terimleri
üzerinde durarak izaha çalışmaktadır: “Küfr’ün sözlük anlamı
örtmektir. ...... Fakat bu ‘küfr’ün anlamı, dinin gerçeğinin
dinsizlikle örtülmesi demek değildir, aksine, bir din
anlayışının, bir din gerçeğinin başka bir din ile örtülmüş
veya örttürülmüş olmasıdır. ‘Şirk’in anlamı da ‘tanrısızlık’
demek değildir. .... Putperestlik şirkin özel bir biçimidir,
şirk ile eş anlamlı değildir.(2)”. Dine Karşı Din kitabının
ilerleyen sayfalarında Şeriati, “Şirk dini; yorumlayan,
kılıf uyduran ve yasallaştıran, uyuşturan, duraklatan,
sınırlayan, halkın yaşayış tarzına ilgisiz kalan din
demektir.” diyerek konuyu tam anlaşılır noktaya getirirken,
“şirk dinin koruyucusu cehalettir” ve “şirk dini tarih
boyunca statükoyu korumuş” gibi tesbitleriyle günümüzde din
adına cerayan eden menfî olaylara da ışık tutmuştur. Başka
bir ifadeyle; Hz. Peygamber’in niçin ters tanıtıldığı ve
farklı bir kalıba sokulduğu konusunda bize yardımcı
olmaktadır.
Allah’ın Son Elçisi’nin Veda Hutbesi’nin bir yerinde,
“Cahiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen
kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmüttalib’in
torunu (amcamzadem) Rabiya’nın davasıdır.” dediğini bilmiş,
duymuş veya okumuş olmamıza rağmen, hâlâ dinle
bütünleştirdiğimiz bu töremizi İslâm’la bağdaştıranların,
“Ya Muhammed seni çok seviyoruz” diyenlerin sevgisi ciddi
manada şüphe götürür. “Kutlu Doğum Haftası” münasebetiyle,
mütevazi bir sohbetimizde dinleyicilere; rivayete göre
Efendimiz Hz. Peygamber, kızı Hz. Fatima eve girdiğinde O’na
saygısından dolayı ayağa kalkarmış, şimdi kız babası olan
sizleri vicdanî ve imanî muhasebeye, Peygamberini çok ama
çok seven ve her hareketini örnek alan sizleri, Peygamber
sevginiz ve sadakatınızla başbaşa bırakıyorum, dedim.
Atalarından miras kalan törelerini dinleştirenlerin suratına
tokat gibi inen, “Onlara: Allah’ın indirdiğine uyun,
denildiği zaman onlar, ‘Hayır! Biz atalarımızı üzerinde
bulduğumuz yola uyarız’ dediler. Ya ataları birşey
anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler? (3) ”, meâlindeki
Âyeti de dikkatinize sunmak isteriz.
Peygamber döneminde Kureyş’in üstünlüğünü ve ticarette
başarısını Kabe’deki putlara bağlayan ve bu yüzden
Peygamberle açıkça pazarlığa girişenler, atalarından
devraldıkları bir töreyi de yaşatmak istiyorlardı (4).
Fakat daha ilk halifeler döneminde İslam’ı kabullenmelerine
rağmen Arap kabilecliğinden gelen ruh galebe çalmakta, Kuran
hükümleri ve Peygamber sünneti törelerin gölgesinde
kalmaktaydı. Bu ruh, bilhassa halifelerin şehadetinde
belirleyici rol oynamaktadır. Statükonun (betonlaşmış kabile
geleneği, cehalet, istismar ve küfrün) İslâm tarihinde ilk
ortaya çıkışı ise Emeviler dönemine rastlar. Bu durum daha
sonra, İslam tarihine “dinin kurumsallaşması” olarak geçer.
Sıffıyn Savaşı’nda mızrakların başına Kuran-ı Kerim
takılması, yine İslam tarihinde benzerine az rastlanır bir
din istismarının en belirgin örneğidir. O gün bu gündür,
Pakistan’dan Irak’a kadar birçok ülkede Ümmet-i Muhammed
birbirlerinin kanını dökmeğe devam etmektedirler. “Şu halde
bu din tarih boyunca sürekli olarak toplumlarda ve çeşitli
dönemlerde bir itiraz olarak statüko dinine karşı çıkmış,
hak peygamberler vasıtası ile tebliğ edilmiştir. (5)”.
Burada İslâm öncesi Arap geleneğinin mayasını oluşturan
statükoyla, Hz. Resulullah çizgisinin temsilcileri karşı
karşıyadır.
DEVAM EDECEK
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|