·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


Tarihin En Büyük Devrimcileri

III. Bölüm:

Günümüze Dönelim

Bundan gayet eminim ki, bazıları bizi de kafasındaki mezhep/tarikat şablonlarının birine oturtmaya gayret edecektir. Dar kafaların sığ görüşlerine  sığmayacak kadar derin ve engin olan Tevhid dini adına üzülüyorum, yoksa kendi adıma değil. Statükocunun rahatsızlığı, çok şuurlu müslüman olmasından değil, tabularının sarsılmasından, araştırma zahmetinden ve beynine nakşedilen din şablonunun çatlamasından korktuğu içindir. Tepkide hareket noktaları ise, biz atalarımızdan böyle görmedik ve duymadık, türündendir. Kuran-ı Kerim diliyle onlar; “Hayır, dediler. Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk. (6) ”.

Peygamber sevgisi, O’nun icraatlarını anlamak, kabullenmek ve tatbik etmekle kendini ifade eder, inandırıcılık kazanır. Mesela, camiyi sadece namaz kılınan bir mekan oarak gören günümüz müslümanına, Asr-ı Saadet döneminde mescidler;
-yabancı heyetleri kabul ve müzakere salonu ve hatta gayr-i müslümlerin ibadet edebilecekleri mekan olarak,
-savaş sırasında hastane olarak,
-devletin misafirhanesi olarak,
-bir sanat ve kültür merkezi olarak,
-spor salonu olarak,
-Folklor oynanan yer olarak,
kullanılıyordu (7) desek, inanmakta ve kabullenmekte zorlanmazlar mı? Zorlanırlar!  O halde bu dillerden düşmeyen sevgiyi hangi kategoride değerlendireceğiz? Cami işlevliğini asgariye indirgeyen, Peygamber’e uymaktan ziyade Peygamber’i kendine uydurmaya yeltenen bu çarpıtılmış müslüman panaromasının müsebbibi kimlerdir?

Herşeyden önce o toplumun aydınları ve idarecileridir. Bunların en başında da din adına bir adım ileriye çıkanlardır. Mümin insanların kalbini Allah’ın evi olarak görürken, insanı ön plana çıkaran insan merkezli bir din anlayışından, mabedi “eşref-i mahlukat”tan  daha kutsallaştıran bir din anlayışında israr edenlerdir.

Şimdi aktaracağımız iktibasın Diyanet’in yayın organlarının birinde yer alması ve konunun bir ilahiyatçı tarafından ele alınmış olması hem işimizi kolaylaştırdı ve hem de özeleştirilerinden dolayı memnunluk duyduk: “İlmini öğünme ve gösteriş için bir alet ve süs gibi kullanmak isteyen sırmalı ülemanın memlekette yaptığı zararı hiçbir sahtekâr ve hiçbir dolandırıcı yapamaz.(8)” Hemen ilave edelim ki, çoğunluğu bu tarifin dışında olan; görevinin şuurunda, onu hakkıyla yerine getirmeğe azamî gayret gösteren hocalarımız, her türlü takdir ve saygıya layık insanlardır.

Müslümanların bugünkü umumî manzarasını gözönünde bulundurduğumuzda, önümüze değişik insan tiplemeleri çıkmaktadır. Bunlardan birisi; “Gelirsin mescide amma.../
Nice meyhaneden sonra” diye tamamlanan ve günah alanlarında dolaşıp dolaşıp da sonunda Mescid’e sığınan kişiler için söylenmiş bu halk deyişi, Türkiye’nin ve Türkiye aydınlarının durumuna çok uyuyor. (9)”

Diğerini de gelin Erzurum şivesiyle Aşık Reyhanî’nin ağzından dinleyelim:
“İlk gün geldiğimde Bahnhof’da galdım
Sonra Gasthaus’da bir avrat buldum
Yirmibeş yıl orda boşa gocaldım
Şimdi çarem bitti namaz gılirem” (10)

Böyle cemaata göre mi hoca, yoksa yukarıdaki hoca tiplemesine göre mi cemaat, varın kararı siz verin!.. Bir de cami cemaati olarak, ekseriyatı Cuma’dan Cuma’ya camiyi dolduran; yaşa ayak basmaz, kuruya dokunmaz kitleyi gözönünde bulundurursanız; genel manzaramız daha da berraklaşmış olur.

Karanlıklara bir nur gibi doğan Peygamber’in ümmeti; hedefinden saptırılmaya, aslî görüntüsünden çarpıtılmaya, değişmez ilahî nasları tahrip edilmeğe uğraşılan bir dinin mensupları olarak, ilmî seviyeyi beyinlerinin zonklama pahasına yükseltmek, toplumun ufkunu açmak mecburiyetindedirler. Peygamber sevgisine nail olabilmek için önce riyakârlar,
“ata dini”nden vazgeçemeyenler, din pazarlayıcıları ve cehalet bertaraf edilmelidir.

Ve insanlık tarihinin en büyük devrimcileri

Marksist terminolojiden tanıdığımız “devrim” kelimesi de, onların anlı-şanlı devrimcileri de bizim kastettiğimiz ve insanlık tarihinin gerçek devrimcilerinin yaptıklarının yanında bahis konusu bile edilemeyecek kadar önemsiz ve siliktirler. Sadece Hz. İbrahim’in Nemrut’a, Hz. Musa’nın Firavun’a, Hz. İsa’nın İsrailoğulları’na ve Nebiler Zincirin Son Halkası olan Hz. Muhammet (s.a.v)’in içerde Ebu Sufyanlara ve Ebu Cehillere, dışarıda ise Roma, Pers, Habeş ve Mısır Krallıklarına karşı verdiği mücadeleyi zikretmek yeter. Her gelen Nebi, mevcut sosyal, siyasî ve dinî sistemi, ondan da çetini, insanların beynindeki kemikleşmiş zihniyeti paramparça ederek, yepyeni bir ilahî nizamın mücadelesini vermişlerdir. Bunları gerçekleştiriken, az veya çok başarılı olmaları, bu özelliklerine gölge düşürmez. Konumuzun başından beri bu gelişmelere atıfta bulunan örnekler vermeğe gayret ettik.

En büyük devrim; insan beyninde vuku bulan zihniyet değişikliği ve inanç dünyasındaki dokunulmazların yerle bir edilmesidir. Hz. Peygamber, 23 senelik Nebilik döneminde ilk önce beyinlerde mukaddes bir ihtilali gerçekleştirdikten sonra, beşer hayatının her zerresine müdahele ederek, ondört asırdan beri tesir sahası giderek büyüyen ve tüm insanlığı kucaklamayı hedefleyen bir ilahi devrimin lideridir.

Putperestlerin, ateşe tapanların, Hz. Musa’nın ve bilâhare Hz. İsa’nın elçiliğini yaptıkları hedefinden saptırılmış dinin güçlü taraftarları (Bizans, İran, Habeşistan Krallıkları) arasında, Tevhid dininin kök salması, bu krallıkların sonunu getirmeğe yetecekti.

Demek ki, “....Peygamberler, tarih boyunca devrim öncüleri olan bu zatlar, inancımıza göre Adem (A.S)’den, bugünkü insan neslinin başlangıcından Hâtem (S.A)’e kadar, İbrahimî dinin son tecellisi olan, özel anlamı ile İslâm’a kadar gelirler.” (11)

Hz. Peygamber, diri diri toprağa gömülen kadına, bir eşya gibi pazarlarda köle olarak satılan her cinsiyetten insana hiçbir medeniyete nasip olmayan güzellikte ve seviyede, şeref ve haysiyetini kazandırarak özgürlüğüne kavuştururken, Kabe’deki  putları ayaklar altına alıp parçalarken, cahiliye devrinin adetlerini geçersiz sayarken; tarihin kaydettiği en büyük devrimin altına imzasını atıyordu. 

“....bir başka Georg Bush, 1830’da yazdığı ‘The Life of Mohammed’ kitabında, Hıristiyanlık da dahil, hiçbir devrim Muhammed’in bildirdiği nizamın doğuşu, gelişmesi, ilerlemesi kadar medeni dünyada büyük değişikliklere neden olmamaıştır, diyor.” (12)

Asırlar öncesi başlayan ve günümüzde de devam eden, devrimci/inkilâpçı İslâm anlayışının yerine, teslimiyetçi ve özgüveni sarsılmış bir din anlayışı gelmiştir. Bu özelliğini kaybeden müslüman, günümüzün ilmî/teknolojik gelişmelerine ayak uydurmada zorlanırken, teselliyi “Canım sana feda ya Resulallah!”larda aramaktadır. Halbu ki Resulallah ondan, ‘doğru yolun yolcusu’ olarak inandıklarını icraata dökmekten öte bir talepde bulunmamaktadır.

1: Dr. Ali Şeriati
2: Dr. Ali Şeriatı, Dine Karşı Din
3: Bakara, 170
4, 5: Dr. Ali Şeriatı a.g.e, s.55
6: Şuara, 74
7: Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Türkiye’de İslamlaşma ve Önündeki Engeller, s.31-32
8: Diyanet İlmi Dergi, cilt 41, sayı 3, Dr. Mevlüt Erten’in Kur’an’da Bilgi-Amel İlişkisi başlıklı yazısında, Hilmi Ziya Ülken, Aşk Ahlakı, Ankar a 1971, s.236’dan alıntı.
9. Ahmet Taşgetiren, Rahmet Toplumu, s. 138
10. Âşık Reyhânî, Mızrabın Istırabı Aşık Reyhani Hayatı ve Şiirleri, Ozan Yusuf Polatoğlu
11. Dr. Ali Şeriati, a.g.e
12. Abdullah Muradoğlu, Yeni Şafak (2.3.06)


YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Tarihin En Büyük Devrimcileri
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Siyasi ahlak ilkeleri ve yöneticilerimiz!
Haldun Çancı
Ermeni Meselesinde İş Çığırından Çıkıyor
Ayten Kılıçarslan
Müslüman Kadınlar, Birleşin!
Yakup Yurt
Korku Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Fikret Ekin
İnsan ve İnsan
Ali Kılıçarslan
Dönüş düşüncesi
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Nuran Yelkenci
Benim Duam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirleşme
Yılmaz Kuzucu
Mart mektubu
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Hidayet Kayaalp
Kasıntı Kütürü
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Orhan Aras
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
M. Ali Aladağ
Çağdaş Yobazlar
Hasan Kayıhan
Ayrılığın Rengi Hüzün
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç