·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


AYNA
                                                                               Prof. Dr. Ümit Özdağ
 
bilgi@umitozdag.com



İRAN-ABD Çatışması

    İran ile ABD arasındaki tansiyon sürekli artıyor. Tansiyonu yükselten her iki tarafın özellikle de İran Cumhurbaşkanı'nın açıklamaları. İran Cumhurbaşkanı bugün izlediği nükleer politikayı izleyip farklı ve daha ılımlı açıklamalar yapabilecek durumda iken, farklı bir yol tercih edip, ortamı gerecek, sertleştirecek açıklamalar yapıyor. Örneğin İsrail'in Avrupa'ya ve Alaska'ya taşınmasını önermesi uluslar arası ilişkiler alanında hiçbir pratik değeri olmayan, İran'a fayda sağlamayan aksine zarar veriyor. İran'ı saldırgan, sorumsuz bir ülke olarak dünya kamuoyuna sunuyor.

    Oysa İran ayni politikayı izlerken, farklı bir söylem benimseyebilir. Nükleer enerji gereğini İran'ın azalan petrol ve doğal gaz kaynaklarına dayandırabilir. Nükleer enerjinin barışçıl yönünü vurgularken, nükleer silahlardan ve özellikle bütün kitle imha silahlarından arınmış bir Ortadoğu profilinin altını çizebilir. Ancak İran Cumhurbaşkanı bunu yapmak yerine sert bir üslubu tercih ediyor. İran'ın izlediği nükleer politikalara karşı bir cephe oluşmasını kolaylaştırıyor. İran'a karşı "eleştirisel dialog" politikasını benimseyen ve Washington'un sert çizgisinden uzak duran AB, Tahran'ın son sertlik çizgisi ile birlikte, ABD'nin yanına kaydı.

    İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, ailesi Güney Azerbaycan'dan takriben 150 sene önce Tahran'a yerleşmiş ve Farslaşmış bir Azeri Türkü. Siyasetin radikal muhafazakar kökenlerinden geliyor ve radikal tavrı ile Dini Lider ve yine pragmatik muhafazakarlığı temsil eden Rafsancani ekolü ile dahi çatışma içinde. Mahmud Ahmedinecad, Cumhurbaşkanı olduktan sonra çizgisinden dolayı muhafazakar parlamento ile dahi çatışmaya başladı.

    Bu noktada uluslar arası ilişkilerin derinliğine nüfuz edemeyen İran Cumhurbaşkanı'nın iç politikada hem muhafazakarlarla hem reformistlerle girdiği mücadele de zayıflayan zeminini dış politikada karşısına İsrail ve ABD'yi alarak güçlendirme yolunu seçtiği görülüyor. Bu kısa vade de Mahmud Ahmedinecad'ın yararına olabilir ama uzun vade de İran'ın zararına olan bir politika. Bu politikanın İran'ın arkasında olan Rusya-Çin ve Hindistan ittifakının işini dahi zorlaştırdığı görülüyor.

    İsrail güvenlik eliti içinde her zaman İran'ı Irak'tan daha büyük bir güç ve tehdit olarak gören bir grup oldu. Irak'ın ABD'yi yöneten Yeni-Muhafazakar grup tarafından bilinçli bir şekilde bölünmesi, Arapların Prusyası diye anılan Irak''ı, sunni Arap gücünü ortadan kaldırdı ancak onun yerine ortaya daha güçlenmiş bir İran çıkardı. Artık Orta Doğu'da İran'ın etkisinde ikinci bir şii devleti var. İngiliz Guardian Gazetesinde 18 Ocak 2006'da Simon Jenkins şöyle yazıyor : "Tam şu anda Bağdat'taki ABD yetkilileri, İran destekli Şii siyasetçilerin ve milislerin önünde diz çökmüş, Irak'tan çıkmak konusunda kendilerine yardım etmeleri için yalvarıyor. Basra'dan Bağdat varoşlarına dek, İran'ın belirgin bir nüfuzu var."

    Şii gücü İran''dan başlayıp, güney Irak üzerinden Hizbullah aracılığı ile Akdeniz'e kadar uzanıyor. ABD'nin önceden bildiği, stratejik araştırma merkezlerinde tartıştığı, bu "şii uyanışını, Irak'ı bölme ve Kürtleri ödüllendirme siyaseti ile zorunlu olarak hazırladı.”  Irak savaşından karlı çıkan bir İran var karşımızda.
Şii uyanışı kaçınılmaz olarak bölgede diğer Arap ülkelerinde yaşayan şii Araplara da sıçrayacak. Şii Irak'ın bu sıçramayı tetiklemesi ve desteklemesi büyük bir ihtimal. Şii uyanışının ortasında İran, bir de nükleer silah üretir ise Orta Doğu'da İsrail'in tekelinde olan nükleer silah dengesi tamamen bozulmuş daha doğru bir ifade ile yeni bir dengeye doğru hareket etmiş olacak. İran bütün bu süreci daha soğukkanlı ve sessiz geçireceği yerde bütün dikkatleri üzerine çekecek bir çığırtkanlık içinde.

    Bütün bunların dışında mesele değerlendirildiğinde karşımıza çıkan tablo şu : Kuzey Kore, Hindistan ve Pakistan atom silahı yaparken ses çıkarmayan, İsrail  ise fiilen destekleyen ABD'nin İran'ın atom silahı yapmasının (İran sadece barışçıl amaçlarla nükleer enerji üreteceğim dese de) karşısına çıkmasının ahlaki bir zemini yok. Hele BM üyesi bir ülke olan Irak'ı kitle imha silahları ürettiği gerekçesi ile işgal eden ve bu devleti fiilen bölen bir ABD'nin İran'a karşı ahlaki zeminde bir politika sürdürmesi mümkün değil. Bütün bunlardan hareketle bir senaryo geliştirelim :

    ABD ve İsrail buna rağmen İran'ın nükleer silah üretme politikasını engelleme konusunda derinliklerde karar vermişe benziyorlar. Mesele kararının İran'ın bu politikasının nasıl engelleneceği değil ne zaman engelleneceği. Bunun için öncelikle öngörülen politikanın İran'ın "nükleer silah programını" 8 ila 10 sene geriletecek bir darbenin oluşturulması. Bunun için, eğer yeni bir siyasal süreç başlamaz ise bazı nükleer tesislere yönelik bir füze ve hava saldırısı yapılacak.
Bu saldırının arkasından İran'da rejimi küçük düşürmeye ve muhalefeti destekleyerek rejimi devirmeye yönelik bir dizi politikanın geliştirilmesi yoluna gidilecektir. Nükleer silahlı bir İran ile yaşayamama konusunda karar vermiş bir İsrail anlayışının üreteceği başka bir politika yoktur. İran'ın vurulması ve arkasından bir dizi önlemin İran'a karşı uygulanmaya başlanması, İran'ın da bütün dünyada İsrail ve Amerikan hedeflerine yönelik her türlü saldırıya geçmesine neden olacaktır.

    İran'ın Güney Irak'ta Şiileri ABD güçlerine karşı kullanmaya başlaması hatta fiili olarak Irak'ta Amerikan güçlerine karşı gerilla savaşı vermeye başlaması ABD'nin Irak'tan hızla çekilmesine, Kuzey Irak'tan ise oluşturduğu askeri üsler ve Kürtleri kullanarak, İran'ın Kürt bölgesini ayaklanmaya teşvik etmesine neden olacaktır. Bölge tamamen karışacaktır. ABD, Kuzey Irak'taki üslerini desteklemek için Türkiye'den İskenderun-İncirlik-Habur hattını açık tutmasını talep edecektir. Türkiye'nin direnmesi durumunda PKK Şemdinli benzeri operasyonları daha geniş bir coğrafyaya taşıyacaktır. "Cephe Ülke Türkiye" acaba buna mı deniliyor? Tabii bu sadece bir senaryo. Amerikan Deniz Kuvvetleri, 2. Dünya Savaşı öncesinde kum masasında Japonların yapabileceği her şeyi çalışmış.
Bir tek şey hariç. Kamikaze uçakları. Beynimize sınır koymadan ve her senaryoyu derinlemesine düşünmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz.

20.01.2006

SAYFA BAŞI

Yazarın diğer yazıları:

İRAN-ABD Çatışması
Tehdidin Niteliği 3
Tehdidin Niteliği 2
Tehdidin Niteliği 1
2006'ya Girerken Kerkük-KKTC Hattı ya da Çağdaş Sakarya
Seyyid Ahmet Arvasi'nin Anısına
"Türk Milliyetçiliği Ahlaki Bir Zemine Sahiptir"
Taha Akyol'a açık mektup
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Kimlik Meseleleri
Irak Savaşı Ve Amerikan Sermayesi
Kürtçüler Yalan Söylüyor
Farklı Bir Kürt Projesi (mi)?
Kürdistan projesi
PKK “Vali”yi Görevden Aldıd
Türk Subayı Kimdir 2?
Türk Subayı Kimdir?
Devlet Yok
Telafer Dayanışma Komitesi
Muhterem Paşam
Atatürk
Kanuni Sultan Süleyman'dan Şahin Bey'e
"AB Faşizmi" ve Cumhuriyet Bayramı
"Öfke Baldan Tatlıdır"

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Prof. Dr. Ümit Özdağ
İRAN-ABD Çatışması
Mahmut Aşkar
Vicdansızlığınıza Muhtacız
Hasan Kayıhan
Ayrılığın Rengi Hüzün
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Kuş Gribi ve Bilime Verdiğimiz Önem
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
Yakup Yurt
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Şefik Kantar
Ey Alman, Titre ve Kendine Dön !
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Enerjimizi Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Hidayet Kayaalp
İletişim Kavşağının İşaret Levhaları: İlgi Kalıpları
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
M. Ali Aladağ
Moderniteye Direnen Değerlerimiz
Yılmaz Kuzucu
Aküyü doldurmak
Ali Kılıçarslan
İlk kadın başbakan
Orhan Aras
İnsanlık öldü mü?
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Üzeyir Lokman Çaycı
Siyah Çelişkiler
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç