VIZYON
Yard. Doç. Dr.
Haldun Çancı
|
|
|
haldun.canci@emu.edu.tr |

Bir iktidarın sonu
AKP iktidarının morali iyiden iyiye bozuk, kafası karışık,
çehresi düşük. Onun için, bugünlerde AKP’de herkes sinirli.
AKP, son günlerde ortaya çıkan durum yüzünden, dengesini,
soğuk kanlılığını ve tutarlılığını yitirmiş görünüyor. Parti
içinde karısını döven de var, dizini döven de.
Onun için, bir bakan koşar adımlarla halkın tepkisinden
kaçarken, bir diğeri tartaklanma, ıslıklanma, yuhalanma ve
ıslatılma pahasına, Danıştay hakimi Özbilgin’in cenazesinde
yerini alma savaşı veriyor.
Bir tanesi, kameraların önünde sanki ülkede hiçbir şey
olmuyormuş gibi konuşuyor. Bir başka bakan ise, gazetecilere
demeç verirken, olup bitenler ve gazetecilerin soruları
yüzünden aşırı sinirlenmiş olsa gerek, sözlerini
tamamlayamadan hışımla yanlarından ayrılıyor.
Başbakanın şiddetle eleştirdiği ve bir komplonun parçası
olarak gördüğü toplumsal tepkileri, bir başka bakan “normal”
olaylar olarak değerlendiriyor.
Tüm bunlar, ilginç ve bir o kadar da alışık olunmayan bakan
ve başbakan görüntüleri olarak hafızalara kazınıyor.
Devasa cari açığın üzerini örten sıcak para, artık ülkeden
kaçmaya başlıyor.
Yani, pisliğin üzeri açılıyor. Kokusu etrafa yayılıyor.
Borsa çöküyor, döviz patlıyor, yalanlar üzerine kurulu
efsane yok oluyor.
Dahası, beceriksiz ve basiretsiz yönetim yüzünden, ülkede
tam bir siyasal kriz yaşanıyor.
Devlet katında hiç kimse birbirine güvenmiyor. Devlet
bürokrasisi işlemiyor.
Ülke, en derin biçimiyle hem ekonomik, hem de siyasal bir
krizi aynı anda yaşıyor.
Tüm bu olumsuz gelişmeler, son dört yıldır yaşanan onca
yolsuzluk, usulsüzlük ve dış politikada verilen onulmaz
tavizlere ilave olarak yaşanıyor.
İşsizlik zaten sürekli yeni zirveleri test ediyordu, şimdi
bir de dayanılmaz bir enflasyon dalgası geliyor.
İktidarın dış desteği, ülkeyi bölüp parçalamaya azmetmiş,
Türkiye’nin ve Türklerin düşmanı kesimlerden gelen destek
dışında ortadan kalkıyor.
AB, Türkiye’ye karşı, “önce uyutucu, sonra unutucu” gerçek
yüzünü göstermeye başlıyor.
ABD ile ilişkiler, tarihinin en kötü dönemlerinden birini
yaşıyor.
Dış destekle parlatılan ampulün feri yavaş yavaş sönüyor.
AKP iktidarı, bu krizleri yaratan temel nedenlerden birinin,
devlet ve cumhuriyetle giriştiği kavga olduğunun farkına
varmış olmasına rağmen, hala daha dikleniyor, yangına
körükle gidiyor.
Şu ortamda yapması gereken en iyi şey, derhal ülke
yönetiminden uzaklaşması (hatta, mümkünse, yaşadığı
deneyimlerden ders alarak, bir daha böyle bir konuma hiç
talip olmaması) ve toplumdaki tansiyonu azaltması iken,
aksine, kavgayı artırarak sürdürme sinyalleri veriyor.
ABD ve AB’deki, sözde dost, özde emperyalist ve düşman
çevrelerden de bu yönde teşvik ve destek görüyor.
Bu çevreler, kendi hükümetlerini sürekli AKP iktidarına
yardım etmeleri konusunda uyarıyor. Çünkü, yakın gelecekte,
Türkiye’de, Batı emperyalizminin çıkarlarına bundan daha iyi
hizmet eden bir başka iktidarın kurulmasının zor olduğunu
biliyorlar.
AKP’nin, devletle ve cumhuriyetle olan kavgasını,
şiddetlendirerek sürdürmesi, Türkiye’nin düşmanı emperyalist
çevrelerin işine yarıyor, ancak, ülkeye çok büyük zarar
veriyor.
AKP iktidarı yıpranmışlığının zirvesinde, ancak, yine de
zevahiri kurtarma derdi taşıyor.
Elinde kalan son malzeme olarak, türban ve imam-hatipleri,
toplumu germe pahasına, sonuna kadar kullanma eğilimi
sergiliyor.
Oysa ülke, hem iç siyasette, hem dış politikada, hem de
ekonomide tam bir açmaz ve kaos yaşıyor.
AKP iktidarının, bu şartlarda,
ülkeyi yönetebilmesinin asgari şartları ortadan kalkmış
görünüyor.
Akıllı iktidarlar, bu tür durumlarda, ülkenin önünü açmak
için “buraya kadarmış” deyip çekilirler.
Duygusal olanları ise, iktidarda kalma ısrarlarını sürdürür,
hatta bunu ülke ile kavga ederek ve ülke çıkarlarına rağmen
yapmaya çalışırlar.
Bu noktada, ülke adına, AKP’den büyük bir beklentimiz
var:
Lütfen, duygusallığı bir tarafa bırakarak, malumu ilan
ediniz.
Özür dileyip, çekiliniz.
haldun.canci@emu.edu.tr
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Bir
iktidarın sonu
Büyük
Karara Doğru
Ermeni
Meselesinde İş Çığırından Çıkıyor
İran,
Türkiye'nin düşmanı mı?
Bölgesel
İşbirliği Seçeneği
AB
Kimin Projesi?
Jakoben
AB’ci: “Baskın, Basanındır”
DP’nin
Son Tavrı ve Düşündürdükleri
Türkiye’nin
AB Yolculuğu
‘Etnik-merkezciliğe’
Karşı ‘Kültürel Görecelilik’
AB
sürecini sürdürebilir miyiz?
Ulusal
mutabakat yönetimi
Medeniyetler
Çatışması: Küreselleşmenin Sonu
Küresel
vatandaşlar
Türkiye'nin
Batı
Sorunu
Bir
Filmin Düşündürdükleri
SAYFA
BASI
|