|
ERTUĞRUL
GAZİ
DURSUN
FAKIH VE…..
Eğer
birgün kafanıza Söğüt’e gitmeyi koyarsanız
duygu çalkantıları yaşıyacağınızı
şimdiden haber vereyim. Bilecik çıkışında,
“Ertuğrul Gazi” “Dursun Fakıh” yazan iki
tabelayı görünce oldukca heyecanlanacaksınız
ama, gözünüze 2 metre arkada duran daha büyük bir tabela
takılınca kafa karışıklığı
seansınız başlamış olacaktır;
çünkü o tabelada “Tekel İçki Fabrikası”
yazmaktadır (şimdi özelleşerek başka bir
içki fabrikası olmuş). Size tavsiyem sakın
üzülmeyin. Hele hele insan beyninin bağlantılar
kurarak öğrendiğini bilen biri iseniz, Ertuğrul
Gazi, Dursun Fakıh isimlerinin tetikleyici anahtar sözcüğünün
İçki Fabrikası olmasının verdiği
rahatsızlık yüreğinizi ağrıtmasın.
Mesela, benimde büyük hayranlık
duyduğum, bir tek silah patlatmadan ingiliz sömürgesinden
ülkesini kurtaran M.Gandhi ömrünün son zamanlarında
ortadan kaybolup, 50 yıl sonra da bir Anadolu kasabası
olan Söğüt’te gömülü olduğu ortaya çıksaydı
ve bulunduğu kabrin yanında da “beni buradan götürmeyin”
diye başlıyan bir vasiyet olsaydı, nasıl
bir manzara gelişirdi diye düşünüyorum.
Muhtemelen oraya bir kabir yapılır, yerli ve yabancı
bir çok insan bu büyük devlet ve ahlak adamını
ziyarete koşardı. Sizde, muhtemelen bugün ceddiniz
Ertuğrul Gazi’yi ziyaret etmek isteyişiniz gibi,
Gandhi’yi de merak eder kabrini görmek isteyebilirdiniz.
Ancak, Bilecik çıkışında
“Gandhi” yazan tabelanın hemen arkasına daha büyük
bir tabelayla “inek kesimi burada yapılır” yazısını
görseydiniz, üzülürdünüz; siz inek pirzolasını
çok seven biri bile olsanız çok üzülürdünüz. Kültüre,
inançlara, tarihe saygının aslında kişiye
bir saygı olduğunu bilir oraya, atalarının
kabrini ziyarete gelen hindlilerin üzülmelerini istemezdiniz.
Belki işi biraz daha ileri götürür, ekonomik açıdan,
belki daha da ileri götürüp, makyavarlist açıdan değerlendirenler
bile çıkarak sizin çıkışınıza
destek sağlarlar; belkide İnsan Hakları
Dernekleri sizin itirazınıza konu olan durumu
yerinde incelemek üzere Bilecik’e koşarlardı.
Bununla da kalmaz, siz böyle bir konuyu gündeme getirdiğiniz
için “aydın”, “entelektüel” kimbilir belkide
bir ödülün sahibi bile olurdunuz.
Fakat... Şeyh Edebali’nin
burnunun dibine, Ertuğrul Gazi ve Dursun Fakıh’e
giden yolun başına, üstelik ülkenin en eski ve köklü
bir konserve fabrikasını içki fabrikasına çevirerek
oturtmanın saçmalığına asla itiraz
edemezsiniz. Hatta mevcut yasalar, Okul, Cami gibi yerlerin
civarında içki satışını yasaklamasına
rağmen siz 100 metre karşısında Cami olan
1000-1500 metre arkasında koca bir tarih ve Ecdat yatan
bu topraklara içki fabrikasını kuranlara “ne
oluyo?” kardeşim diyemezsiniz. Derseniz “Devletin
temel esas ve nizamı...” diye başlayıp, her
lago-lugocunun istismar aracı haline dönüşen bir düzine
beylik itirazla karşılaşırsınız.
“Azizim ! `esas`, `nizam` bir yana bu devletin bizzat
kendisi bu mübarek topraklarda kuruldu“ demenizinde pek bir
anlamı olmaz onlar icin.
Bilecik’in değerli Belediye Başkanının
da en az bizim kadar bu duruma hassas olduğunu düşünmek
isterim. Hakimlikten gelen sayın Başkan, Osmanlının
İlk Hukuk Adamı Dursun Fakıh’ı yetiştirmiş
Şeyh Edebali’nin bulunduğu Şehrin Belediye Başkanı
olduğunun idrakinde birisidir. “İnsanı gözünden
tanıyan” bir kişiliğe sahip olması da,
konunun demogoglarin dilinde istismara düşürülemiyeceğinin
bir garantisidir diye düşünürüm.
Dilerim bu ayıp, Sayın Başkan’ın
gayretleriyle göz önünden uzaklaştırılır.
Hidayet Kayaalp
28.09.2005
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Ertuğrul
Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle
İletişim
Övgülerle
sövgüler arasında
Değişimin
Zihinsel Aşamaları
İletişim
kanalları ve farklı davranışlar
NLP
ve Biz
Kabaklı
köyün ahalisi ve NLP
"Değişim
mi, Gelişim mi?"
SAYFA
BASI
|