·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


Batı’ya Sırt Çevirmek

Bu senenin başlarında patlak veren “Karikatür Krizi”nden sonra Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile meslektaşı Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier,  “Kültürler Diyaloğu” adlı bir girişimde bulunurken, takdirle kaşıladığımız projeye Ernst Reuter’in ismini vermiş olmaları ayrı bir anlam kazanmakatdır. Ernst Reuter, bildiğiniz gibi Hitler Almanyası’ndan kaçarak Türkiye’ye iltica eden ve üniversitede (Ankara) şehir planlaması ve şehircilik üzerine profesör olarak dersler veren ve daha sonra Nazilerin savaşı kaybetmesinin ardından tekrar Almanya’ya dönerek Berlin’in, 2. Dünya Savaşı sonrası, SPD’li ilk Belediye Başkanı (1948-1953) olan değerli bir şahsiyettir. Hatta o zamanlar Reuters’e karşı yapılan propagandalardan birisi de; “Berlin Belediye Başkanlığına bir Türk mü gelecek?” şeklindedir.

Bir taraftan medeniyetler veya kültürler savaşı hem fiilî hem de teorik olarak Hıristiyan Batı-Müslüman Doğu şeklinde tezahür ederken, diğer taraftan yine bu iki ayrı kutup arasında diyalogların başlatılması; insalığın barışı ve huzuru adına sevindirici bir gelişmedir. Ancak; “Üstün Medeniyet, Öncü Kültür”ün hararetli ve tavizsiz savunucuları tarafından Kültürler Diyaloğunun “Üstün Kültür”ün galebe çalması hedefi güdülmemek şartıyla...

Bizi bu şüpheci noktaya getiren sebepler vardır: Sayısız diyalog toplantılarına bizzat iştirak ederek edindiğim samimiyetten uzak ve önyargılı intibaların yanısıra, bilhassa Türkiye-Avrupa münasebetlerinde de benzeri tesbitleri edinmek mümkündür. Bir kere, “eşit seviyede” denilmesine rağmen hiçbir zaman o seviye gözetilmemiş, hep bizden fedakârlık istenmiş ve bunu bazen gereğinden fazla yapmamıza rağmen yine de yeterli görülmemiş, kendileri de oldukları yerden bir adım ileriye adım atmamışlardır. Cumhuriyet Türkiyesi’nin insanları, Batı’yı şimdiki kadar geçmişte daha yakından tanıma imkânını yakalayamadı. Batı’yı daha  yakından tanıdıkça, düş kırıklığı yaşıyor ve adeta güvendiğimiz dağlara karların yağdığını görüyoruz. Hâl böyle olunca, en Batılılılarımız bile başka seçenek veya ihtimaller üzerinde kafa yormaya başlıyorlar.

Almanya’yı endişelendiren araştırma

Alman Marshal Fonu’nun Türkiye’de yaptığı son kamuoyu araştırmaları da zaten bu sürecin rakamlarla belegelenişidir. Buna göre; AB’ne destek veren Türklerin sayısı son iki yılda %73’ten %54’e düşmüş. AB’ne sempati duyanların oranı %45 iken A.B.D.’ne sempati oranı %20. Batı’yı ürküten bir başka sonuç da; İran’a sempati duyanlarımızın %43 olmasıdır. Bilhassa bu son orantı Avrupa’yı daha çok ürkütmüşe benziyor ki; 8.9.06 tarihli Rheinische Post gazetesi, “İran model olarak aşağı yukarı AB kadar sevilmektedir” yorumunu yapabiliyor. Her zaman yaptıkları çarpıtmalardan birisini yine yaparak, İran’ı model olarak sevdiğimizi lanse etmeğe çalışıyorlar. Aynı kültür coğrafyasının bu iki dost milleti, bilhassa Amerika Birleşik Devletleri’nin, Şah’ın devrilmesinden sonra bu ülke üzerindeki kontrolü kaybettiği günden beri bizi birbirimize karşı kışkırtma girişimleri aralıksız devam etmektedir. Şimdilerde ise, bu husumeti körükleyen propagandaya rağmen Türklerin İran’a sempatisi artmışsa, bu İran’ı model olarak benimsemek değildir. Bu yakınlık, Batı’nın çifte standart politikasının neticesidir. A.B.D. Başkanı “Dabulyu Buş”un İran’ı da Irak gibi bombalama niyeti taşımasının neticesidir. Ortadoğu’nun atom gücüne sahip İsrail’e kimse ses çıkarmazken, İran’a yüklenilmesi ve en son Lübnan’ın İsrail tarafından işgal edilmesi gibi olaylar, Türk insanının haklının ve mazlumun yanında yer alması için asıl sebebi teşkil ediyor.

6.9.06 tarihli Spiegel Online, Tobias Betz imzalı uzunca yorumunda başlık olarak “Terör ve İran korkusu Batı’yı birleştiriyor”u seçmiş. Batı’da kamuoyu oluşturan ve yönlendirenlerin arzu ettikleri bir durumdur ve doğrudur. Çünkü Batı düşmansız yaşayamaz!... Emperyalizm, günümüzde terörün beslendiği yegane kaynak ve sebeptir. O halde emperyalist emellerinizden vazgeçin, terör tehlikesi de kasten pompalanan İran tehditi de korku olmaktan çıksın! Ama yapmazlar! Bir taraftan petrol uğruna kan akıtmaya devam edenler, diğer taraftan kendi arasındaki dayanışmayı ayakta tutabilmek için düşman yaratmaya da devam edecek. Türk insanının A.B.D. öncülüğünde Batı’dan gelen tehdit karşısında kendi komşusuyla dayanışma içerisinde olması kadar daha tabii ne olabilir?

“Türkler Batı’ya sırt Çeviriyor”

Yukarıya aktardığımız kamuoyu araştırmalarının neticelerine Alman medyası genişçe yer verirken, özet olarak Alman Hıristiyan Demokrat Birliği’ne (CDU) yakın Rheinische Post gazetesinin benzeri bir başlıklar kullanmışlar: Türkler Batı’ya sırt çeviriyor.

Batı’nın karşısında “Yeşil Hat” ötesi bir İslam dünyası tezini ortaya atarak hayata geçirenlerin gayesi de zaten bu değil miydi? Peki bu gelişme bir süpriz mi, yoksa son 10-15 senenin sistematik olarak körüklenen medeniyetler çatışması tezinin bir ürünü mü? Bize göre, Batılı teorisyenlerin hesapları büyük ölçüde gerçekleşirken,  “Dabulyu Buş”un kumandasında başlatılan Haçlı Seferleri, nihayetinde 21. yüzyıl insanlığını Müslüman ve Hıristiyan olarak daha da düşmanlaştırmıştır. Din istismarı her iki tarafda da hat safhadadır. Şu anda kanı, canı gaspedilen toprağı ve petroluyla bundan zararlı çıkan müslümanlar ise, yarınlarda bu durumun hep böyle seyredeceğinin garantisini kim verebilir?

Bunun cezasını bizden sonra gelecek nesillere çektirmemek için Sayın Steinmeier ve Gül’ün başlattıkları Kültürler Diyaloğu, peşinhükümden arınmış ve samimi bir şekilde sahiplenilmelidir. Sayın Steinmeier’in “Almanya ve Türkiye, İslâm dünyası ile Batı dünyası arasındaki diyaloğun anahtar ülkeleridir” tanımı yerinde ve doğru bir tesbittir. Ancak, Stoiberleri susturabilirlerse....

Türkiye ve Almanya kültürler diyaloğunda köprünün doğudaki ve batıdaki ayaklarıdırlar. Türkiye gibi bir ülkenin Batı’ya sırt çevirme gibi bir lüksü olamaz! Fakat, epey zamandan beri kendisine sırt çeviren Türkiye’nin bunca badireden sonra biraz da öze dönüşüne anlayış gösterilmesini dostlarımızdan beklemek, hakkımız olsa gerek.

Avrupa Birliği ülkelerinde takriben dört milyon Türkün ikibuçuk milyonu Almanya’da ikamet etmektedir. Bu işe önce Almanya’dan başlasak nasıl olur? Meselâ, sayın Steinmeier kendi halkına da yönelerek; ey Almanlar, siz de artık buralı olmuş Türkiye kökenli vatandaşlarımıza sırtınızı çevirmekten, onları aşağılamaktan ve Türkler arasındaki istisnaları genelleştirmekten vazgeçin, kabilinden bir çağrı yapsa...

Biz yine de iyimserliği elden bırakmadan, Sayın Steinmeier’in Sayın Abdullah Gül’le ortaklaşa çağrılarına can-ı gönülden iştirak ediyoruz:

“Değişik kültürlerin ve dinî inaçların karşılıklı saygıya  dayalı, birarada yaşadığı, âdil ve müsamahakâr bir hür dünya vizyonunu paylaşıyoruz.”



YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Batı’ya Sırt Çevirmek
Hidayet Kayaalp
Söğüt’ün sevenleri
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
M. Ali Aladağ
İki Zirve Arasında
Hayrettin Çakmak
Kabuk Bağlatılmayan Zırvalar
Ozan Yusuf Polatoğlu
AMERİKA.. İSRAİL..
Yılmaz Kuzucu
Tatille yenilenmek
Nuran Yelkenci
Mutfaktaki İsraf
İbrahim Selamet
Filistin
Haldun Çancı
Kırk Katır Mı, Yoksa, Satırları Paket Mi İstersiniz?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Nasıl bir cumhurbaşkanı
Fikret Ekin
Yine İnsan
Ali Kılıçarslan
“Almanca'yı Koruma Yasası” mı?
Osman Seçmez
Avrupa Birliği  Türkiye ilişkilerinde farklı perspektivler
Ayten Kılıçarslan
Müslüman Kadınlar, Birleşin!
Yakup Yurt
Korku Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirleşme
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Orhan Aras
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Hasan Kayıhan
Ayrılığın Rengi Hüzün
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç