|
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Mustafa Kemal ATATÜRK
Dünya tarihinin en önemli liderlerinin başında gelen
Mustafa Kemal Atatürk, Allah’ın Türk milletine verdiği en
değerli hediyesidir. Atatürk Türk milletinin ve Türk adının
tarihte devam etmesini sağlayan en önemli isimdir.
Bu özel ve değerli insanın günümüz Türkiye’sinde dahi
değerli yapan en önemli özelliği ise, geniş vizyonu ile
ileriyi görebilmesidir. Ülke bütünlüğünü, milli birlik ve
beraberlik ruhunu tüm etnik gruplara yansıtmasıdır.
Bugün bazı Atatürk karşıtları dar vizyon ve sabit
görüşleriyle geniş bir bakış açısıyla düşünemiyorlar.
Dolayısıyla onun yaptıklarını tam olarak anlayamıyorlar.
Anlayamadıkları için de yeteri kadar onun ilkelerine değer
vermiyorlar.
Şimdi bir düşünelim: Atatürk olmasaydı, parçalanmış
ülkemizin azınlıkları olarak İngilizlerin mi, Fransızların
mı yoksa Rusların mı hakimiyeti altında olacaktık?
Ya da çok konuşulan dindar dinsiz kavgalarını kime
anlatacaktık. Fransızlara mı, İngilizlere mi?
Atatürk’ün devrimlerini hatırlayalım:
Bir ülkenin kanunlarının değiştirilmesi dünyanın en
riskli ve en zor işidir. Atatürk Arap alfabesini
değiştirip, yerine Latin harflerini getirdi. Kılık kıyafette
devrim yaptı. Dini kurumsallaştırdı. Din ve devlet işlerini
ayırarak laik cumhuriyetin temellerini attı. İlk seçme
seçilme hakkını birçok Avrupa ülkesinden önce Türk kadınına
verdi. Yine dünyada ilk kadın savaş pilotluk unvanını da
Atatürk Türk kadınına layık gördü. Çok kısa zaman içinde
hızla üniversiteler, fabrikalar inşa ederek, hem ekonomiyi
kalkındırdı hem de bilgi düzeyini artırarak eğitimi
hızlandırdı. Ulaşım alanında ise, ülkenin dört bir yanını
demir ağlarla ördü.
Atatürk yüzünü hep batıya döndü. Tüm hayali genç
Türkiye Cumhuriyeti’nin “çağdaş uygarlıkların seviyesine”
kısa sürede kendi kimliğiyle yükselmesiydi. Çünkü batı
ülkelerinin gelişen dünyaya öncülük yaptığını biliyordu. O
günlerde olduğu gibi günümüzde de Atatürk’ü eleştirenler,
onun bu hayalini anlamaları için modern dünyanın vazgeçilmez
teknolojilerinin nereden geldiğine bakmaları gerekir.
Şimdi soruyorum: Neden İslam birliği değil de Avrupa
Birliğine girmek istiyoruz? Neden İslam Ülkerlerin’de
birleşme ve bütünleşme yoktur? Atatürk batıyı örnek
aldığında din elden gidiyor diye yıllarca feryat edenler,
şimdi ne oldu da onun fikirlerini kabul eder duruma
geldiler?
Atatürk bizi 84 yıl önce Avrupa
birliğine dolaylı olarak sokmuş da bizler farkına
varamamışız.
Şimdi İslam ülkelerine bir bakalım:
İran sizce ne kadar zengin ve refah bir ülke? Hatta ne
kadar dindar bir ülke? Tartışılır… Zorla, baskıyla din
yapılır mı? Zorla yapılan din sadece göstermelik olur. Tıpkı
İran’daki gençlerin başlarına zorla örttükleri örtü gibi.
Peki ya Arabistan? Ülkenin tüm servetini birkaç
hanedan paylaşmış, zengin ile fakir halk arasında keskin bir
uçurum oluşmuş. Afganistan’ın durumu ise tam anlamıyla içler
acısı.
Pakistan yokluk içinde. Gözlerimizin önündeki Irak
parçalanmış durumda. Halkı perişan. Müslüman ülkelerinin
neredeyse tamamında zengini çok zengin, fakiri çok fakir ve
perişan yaşıyor.
İslam tarihinde din ile ülke yönetimini sadece Hz.
Muhammed tam olarak başarmıştır.
Bu yönetimden tüm kesimler hatta peygamber karşıtları
dahi memnun kalmıştır. Bunun dışında hiçbir dini yönetim
onun yerini tutamamıştır. Bundan sonra da tutması mümkün
değildir.
Atatürk öyle bir akıl yürütmüş ki, bugün dahi kendini
dindar sayanların yapamayacağı kadar İslam dinini
korumuştur. Kimlerden korumuş? Hurafelerden, sahte
şeyhlerden ve dini parayla satanlardan korumuş.
İslam dininin modernize olması gerektiğini o dönemde dahi
anlayıp; hurafelerin, şeyhlerin, sahte hadislerin yönettiği
İslam dinini aslına, özüne yani Kuran’a döndürmüş.
Bugün bile bunların kalıntıları olan, din adı altında
kendi sapkın hedefleri uğruna insanları kandıran, gençlerin
beyinlerini uyuşturan, ailelerinden ve sosyal çevreden
koparan sapkın tarikatların ülkemizde var olduğunu hepimiz
biliyoruz.
Peki, Atatürk gerçekte ne yapmak istemişti? O hiçbir
ülkeye boyun eğmeyen Türk kimliğini yaratmak istemişti.
Şu andaki durum bu hayalin gerçekleşmediğini gösteriyor.
Yurtdışına gidenler çok iyi bilirler. Türkleri yurtdışında
genelde İspanyol, İtalyan veya Yunanlı sanırlar. Türküm
dediğinizde asla inanmazlar. Çünkü bizlerin hala Arap
toplumuyla aynı olduğumuzu sanıyorlar. Bu imaj günümüz
Türkiye’sinde dahi maalesef değişmemiştir.
Bir İngiliz, bir Fransız hatta bir Yunanlının dahi dünyada
kimlikleri vardır. Çin, Hindistan, Japon, Afrikalının
kimliği olurken, neden Türk milletinin kendine özel bir
kimliği, imajı yoktur?
Atatürk bu durumu değiştirip kendine özel bir adı olan yani
markası olan diliyle, diniyle modern oluşuyla kendine has
bir ülke yaratmak istemişti.
Şimdi olduğu gibi ülkemizde o dönemde de çeşitli etnik
gruplar vardı. Bunlar: “Lazlar, Gürcüler, Çerkezler,
Arnavutlar, Ermeniler ve Kürtlerdi.” Bunların tamamı
yeni bir ülke olan Türkiye topraklarında Türk bayrağı
altında
“Türk milleti” adını aldılar. Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm
diyene” sözüyle hafızalara kazınan bu slogan
ülkemizdeki değişimin de en önemli sembolü oldu. Ben
inanıyorum ki, bu sembol hala geçerliliğini korumaktadır.
Son olarak kendimden örnek vermek istiyorum:
Benim dedem Gürcü ve Laz karışımıdır. Babaannem Çerkez’dir.
Annem Gürcü’dür. Tamamı Rusya’dan göç etmişlerdir.
Ülkemizde yüzlerce insanın etnik kökeni benim gibidir.
Şimdi soruyorum benim kimliğim hangisidir?
Ben bu topraklarda doğdum. Nüfus kağıdımda Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşı yazıyorsa; “ben Çerkezim, ben
Gürcüyüm, ben Lazım, ben Arnavutum, ben Ermeniyim, ben
Kürdüm” ama sonuçta ben Türküm.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
SAYFA
BAŞI
www.nuranyelkenci.com
Yazarın
diğer
yazıları:
Ne
Mutlu Türküm Diyene!..
Mustafa Kemal ATATÜRK
Peygamberler
bugün yaşasaydılar
Hoş
geldin Ya Ramazan!..
İyi
ve Kötü Öğretmen Televizyon
Kahramanlar
hep az olur
İnanç
Sömürüsü
Sahte
Peygamberler
Anne
Sevgisi
Günümüzün
bazı cemaat liderleri (Şeyhleri)
İlk
Müslüman İş Kadını Hz. Hatice
Utangaçlığın
yeni adı sosyal fobi
Her
İşin Başı Eğitim Nedir?
Konuşamıyoruz
Çünkü Okumuyoruz
Güçlünün
Değil Haklının Sözü
Yaşama
Sevinci
Mutfaktaki
İsraf
Varoşlardan
sosyeteye İstanbul
Sen
de Haklısın, Sen de Haklısın, Sen de!
Benim
Duam
Yasakları
Yasaklamak
Filistin’in
Göz Yaşları
Peygamberleri
Rahat Bırakın
Noel
ve Yilbaşı Kutlamaları
Hayal
Gücü Sınırlarının Ötesinde...
Bin
Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
İffetli
Müslüman Türk Kadını ve Örtünme
İnsanın
En Büyük Düşmanı Şeytan
Duada
kararlı olmak
Kuran’da
selamlaşmanın önemi
Allah,
İnsanı hastalıkla da sınar
Haset
ve Kıskançlık
Kilitli
Kapıların Ardındaki Sonsuz Hayat , Cehennem
Sahte
Dünyanın Acıları
Tarihten
Günümüze Sahte Dindarlar
Şeytan
Detayda Gizlidir
İnançla
Gelen Ruh Sağlığı ve Huzur
İnanca
Çağıran Davetler
Hayırlarda
Yarışmak
Zaman
Tüketen Ev Hanımları
Sebeplerdeki
sırlar
Herşeyde
Hayır Görmek
Pişman
Olmadan Önce
Örnek
Müslüman Kadın
Hz. Meryem
Tüm
annelerin, anneler gününü kutluyorum
İnsanları
sinsice kıskacına alan Adamlık dini
Derin
Düşünmek
2005
Dünya Kadın Yürüyüşünde, Müslüman Türk Kadınının
Yeri
SAYFA
BASI
|