·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BRÜKSEL MEKTUBU

               Yakup YURT

 

yakup.yurt@skynet.be


BAYRAM GELDİ NEYİME !

Akrep yelkovanı, günler geceleri kovaladı, bir Ramazan Bayramına daha ulaştık sağ salim. Şükürler olsun. Bütün Türk ve İslam aleminin bayramını candan kutlarım. Tüm sevdiklerinizle herşey gönlünüzce olsun.

     Ben bu bayrama epeyce buruk giriyorum. Bu burukluğun çeşitli sebepleri var. 

    
Pakistan'da ve Türkiye'de durmak bilmeyen toprak sarsıntıları, Amerika kıtasını kasıp kavuran tayfunlar, harap olmuş, ağlayan perişan insanlar. Fakirliğin gözü kör olsun. Ölen masum insanlar, ağlayan masum insanlar ve dünyanın egemen süper gücüne teslim olmuş çaresiz mazlum devletlerden oluşan, insanın içini burkan bir manzara…

    
Bunun adı global dünya, küreselleşme, evrensellik, çağdaş uygarlık, vs…vs… Yiyebilenlere afiyet olsun, ben almayayım izninizle! Dolarmış, Avroymuş, şuymuş, buymuş, sonuçta maddeye, paraya  teslim olan ve maneviyatçı geçineneler utanmıyor musunuz çelişkilerinizden? Herşeyin makroekonomik istatistikler açıklanmaya çalışıldığı bir dünyaya mahkûm edildik hepimiz.
Adam aranmıyor, adam olunmuyor. Kaç paralık adamsın deniliyor. Herşey pazarlık konusu… Çok yazık! 

     Büyüklerimiz bize öyle öğretmemişti. Küçüğe sevgi, büyüğe saygı, vatandaşlık onur ve gururu, laik dindarlık, azı paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma seferberliği sayesinde kazanılan bağımsız bir  vatan, yaratılan mağrur bir millet ve dalgalanan ay-yıldızlı bayrak : Bizim kutsallarımız bu değerlerdi. Söyler misiniz bunlardan geriye ne kaldı ?

    
Doğduğumuz ülke, Türkiye’miz, kan revan içinde…Her gün gencecik delikanlılarımız teröre kurban veriliyor. Ekranlardan taşan gözyaşları eşliğinde şehit cenazeleri kaldırılıyor. Ama insan hakları ve demokrasi savunucusu geçinen uygar dünya silah ticaretine acımasızca devam edebiliyor. Ve gıkı bile çıkmıyor entel dantel köşe kalemşörlerinin. 

    
İnternet sitelerinde tartışma öbekleri var. Ağlamakla gülmek arasında gidip gelerek sessiz sedasız izliyorum. Meğer ne bilgili, birikimli, deneyimli, ulema, edip, gazeteci, yorumcu insanımız varmış ta benim haberim yokmuş. Herkes her konuda haklı olduğu iddiasında. Herkes kendi mutlaklarını savunup, TEK gerçeğin kendisinde ve kurtuluşun kendi reçetesinde olduğu iddiasında. İki grup mevcut. Üniter ve laik Türkiye leyhtarları ve aleyhtarları. Ve istisnalar dışında takiyye yapan, lafı  eveleyip geveleyenler çoğunlukta. Ama hiçbir konuda anlaşamıyorlar. Komplo teorileri, tarih genel kültürü, nutuktan alıntılarla süslenmiş Atatürkçülük gösterileri, taktik ve strateji uzmanları, vb… Sonuçta doğaçlama yaparak birbirini taşlayan halk ozanları gibi ben dahiyim sen aptalsın tartışmaları. Tamam kardeşim sen haklısın, sen kazandın. Eeee n’olucak şimdi? Avrupa Türk Toplumunun 40 yıl sonra geldiği nokta seni mutlu ediyor mu ? Beni etmiyor. Sen bardak yarısına kadar dolu diyorsun, ben hayır boş diyorum. Evet maddi yarısı dolu, manevi ve kültürel-sanatsal yarısı boş. 
     Biz birbirimizi sevmiyoruz.
     Yarımlığı tamlık sanıyoruz.  Pohpohlanmayı çok seviyoruz. Büyük bir çoğunluk için olmak değil, gibi görünmek çok çok çok önemli. Herkes popüler olma sevdasında. Eleştiriye tamamen kapalıyız. Çünkü kendimize güvenmiyoruz. O yüzden de kolayca bölünüyor ve başkalarının oyununa geliyoruz. Filozof « akılsız dostum olacağına, akıllı düşmanım olsun » diyor. Düşmanlardan öğrenecek çok şeyimiz var bence. Kurtuluş cehalet ile mücadeleden ve kendimizi eğitmekten - öncelikle kadınlarımızı - geçiyor. Unutmayalım ki 40 yıldır Avrupa ülkelerinde yaşayan bizler çağdaş uygarlık düzeyine henüz ulaşamadık. Bu yüzden ikinci sınıf insan muamelesi görüyoruz ve hep ehven’i şerlerle, hiç yoktan iyidirlerle  avunuyoruz. Ve bu başarısızlık sadece fakirlikle açıklanamaz. Kendimize gelmemiz şart; çocuklarımıza haksızlık ederek onların geleceğini de karartmayalım.

     Dedim ya burukluk var üzerimde. Moralim bozuk. Hem de çok. Yeter artık.
YETER YETER YETER… Ben mutlu değilim. 
     Bu yazımı bir şiirimle noktalamak istiyorum izninizle :


             DEMOKRASİ ARIYORUM

     Parlamenter çoğulcu sistemli
     Avrupa Birliğinde yaşıyorum
     Çoğunluğun koyduğu yasaları
     İskele hamalı gibi taşıyorum

     Demokrasinin öncelikli ilkesi
     Çoğunluğun azınlıklara saygısı
     Nerede bir insana eziyet edilse
     Yüreğime taş gibi düşer kaygısı

    
Sayısal üstünlük neyi ifade eder
     Rakamlar nitelik doğurmuyorsa
     Çuval çuval un olsa neye yarar
     Fırıncı lâyıkıyla yoğurmuyorsa

     İşsizlik, parasızlık, yalnızlık kader mi?
     Bunca bencillik ve acımasızlık niye?
     Bin gözyaşı bir  tebessüme değer mi?
     İşte gidiyoruz Allah'a şükür diye diye !..

    
Eylül 1999

    
Hepinize daha güzel yarınlar ve daha aydınlık bir gelecek dilerim!

Brüksel, 02 Kasım 2005 


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Bayrasm Geldi Neyime
Ramazan Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah Mutluluk Ah!..
Değişim, Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa, Avrupa, Duy Sesimizi...
La Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle Dolu 55 Yıl
Tükenen Ömürler
Gurbetten Gelmişim...
Lahey'de Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den Mektup Var…
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa Davet
Köprünün altından daha çok sular akacak

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Yakup Yurt
Bayram Geldi Neyime
Mahmut Aşkar
Ankara’ya Tepeden Bakmak
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Kanuni Sultan Süleyman'dan Şahin Bey'e
Ali Kılıçarslan
Yeni meclis, eski kafa
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Rumları AB, Kürtleri ABD koruyor...
Veli Kalli
Gurbette Vatan Sevgisi
Mustafa Can
Akıl...Gönül...Şüphe...
Sonra Hayatın Akışı...
Şefik Kantar
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Ayten Kılıçarslan
A’dan Z’ye plan olsanız ne yazar?
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Orhan Aras
Balık Adam
Hidayet Kayaalp
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Yılmaz Kuzucu
Müstesnalar
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
M. Ali Aladağ
Almanya Seçimlerini Nasıl Okursunuz?
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Üzeyir Lokman  Çaycı
Siyah Çelişkiler
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç