·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


AYNA
                                                                               Prof. Dr. Ümit Özdağ
 
bilgi@umitozdag.com



Saldırılan Polis

    Adana'da iki kapkaççı iki polis memuru tarafından yakalanmışlar. Bu iki serseri kendilerini yakalayan polis memurlarını daha yakalanma anında tehdit etmişler. Sonra mahkeme her ikisini de kısa bir süre sonra serbest bırakmış. Serbest kalan iki serseri kendilerini yakalayan polis memurlarını aramaya başlamışlar. Onlardan birisini bulunca yanlarına aldıkları iki serseri ile birlikte dört kişi polis memurumuza saldırmış ve dövmüşler. Bu saldırıda gerçekten dövülen bu görevini yapmaktan başka bir "suçu" olmayan polis memuru değil, devlet.

    Artık devlete kafa tutmak, devletin güvenlik güçlerine saldırmak için dış destekli terör örgüt üyesi olmak veya organize suç örgütü üyesi olmaya dahi gerek yok. Sokak serserisi kapkaççılar dahi devlete "meydan okuyacak" gücü kendilerinde buluyorlar. Bunun nedeni AB tam üyeliği sürecinde dengesi bozulmuş bir insan hakları anlayışı ile devletin acz  içerisine sokulması. Bu sürecin en önemli parçalarından birisi polisin elinden yetkilerinin alınarak, polis teşkilatının suç karşısında güçsüzleştirilmesi.

    Oysa 21.yüz yıl her anlamda bir suç çağı olacak. Çünkü gelişen teknoloji, artan kentleşme, küreselleşmenin sosyal devlet anlayışını kaldırarak bütün dünyayı vahşi Batının sözde fırsatlar alanı haline getirmesi, yeni bir suç dalgasının gelişmesine neden oluyor ve bu süreç önümüzdeki yıllarda güçlenerek devam edecek. Muğla'da ortaya çıkarılan ve ikinci kez operasyon düzenlenen çete bu tür gelişmeler için çarpıcı bir örnektir. Çeteler artık ilçe düzeyine inmiş, devlet organlarını ve toplumu esir almaya başlamışlardır. 

    Bu süreçte Türk devleti Türk toplumunu suçtan korumak için gereken önlemleri almak zorundadır. Aksi halde halk bir süre sonra suçluya karşı kendi önlem ve cezalarını almaya başlar ise ortaya toplumsal çatışmaların çıkması muhtemeldir. Alınması gereken önlemlerin başında polisin sayısının, örgüt kalitesinin, bireysel polis kalitesinin artırılması gelmektedir. Polisin aldığı maaştan kendisine sağlanan imkanlara kadar yaptığı iş ile orantılı bir statüye sahip kılınmasının önü açılmalıdır.
Nasıl bir yabancı bir ordunun mensubunun Türk ordusunun bir mensubuna saldırması, Türk devletine bir saldırı ise bir suçlu veya zanlının da bir polise saldırması Türk devletine saldırıdır ve öyle cezalandırılmalıdır. Bu noktada Batılı demokrasilerin işleyişini örnek almak yetecektir. Polisin düğmesinin kopmasının hesabı sorulmalıdır. Bir serseri, bir Türk polisine tecavüz fiilini rüyasında görse hayra yormamalıdır.

    Polisin yetkileri artırılırken, Polis teşkilatı üzerinde siyasi iktidar baskısı kaldırılmalıdır. Emniyet müdürlüğü generalliğe benzemeli, emniyet müdürü olabilmek için önce kurulacak Yüksek Polis Akademisinden mezun olmak şart olmalıdır. Kurulacak, Askeri Şura benzeri bir Polis Şurası'nın terfiler üzerinde belirleyici etkisi olmalıdır. Özetle Türk Emniyet Teşkilatı yeni ruh ile 21.Yüz Yıla hazırlanmak zorundadır.

    Polisin suçlu için korku ve yıldırma kaynağı olurken, halkla ilişkilerinin ise düzeltilmesi gerektiği gerçeği de ortadadır. Her gün suçlu ile karşı karşıya olan insanların, saygın yurttaşlarla ilişkilerinde ortaya sorunlar çıkabilmektedir. Bunun için teşkilat, güçlü bir iç denetim mekanizması kurmalı ve özellikle karakol yapıları ıslah edilmelidir. Çünkü vatandaş, polis ile burada karşı karşıya gelmektedir.

    Vatandaşından destek, devletinden güç alacak, saygınlığı yasalar ile en sert şekilde korunan polisin de yasalar karşında da boynu kıldan ince olmalıdır. Polisin görevi ile ilgili işlediği suçlarla alacağı cezalar da ağırlaştırılmalıdır. Polis teşkilatının iç denetim mekanizmasına bu konuda büyük görev düşmektedir.

04.02.2006

SAYFA BAŞI

Yazarın diğer yazıları:

Saldırılan Polis
"Kurtlar Vadisi" tartışmaları
Toplumun Yeniden İnşası
İlerleyen Federalizm
İRAN-ABD Çatışması
Tehdidin Niteliği 3
Tehdidin Niteliği 2
Tehdidin Niteliği 1
2006'ya Girerken Kerkük-KKTC Hattı ya da Çağdaş Sakarya
Seyyid Ahmet Arvasi'nin Anısına
"Türk Milliyetçiliği Ahlaki Bir Zemine Sahiptir"
Taha Akyol'a açık mektup
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Kimlik Meseleleri
Irak Savaşı Ve Amerikan Sermayesi
Kürtçüler Yalan Söylüyor
Farklı Bir Kürt Projesi (mi)?
Kürdistan projesi
PKK “Vali”yi Görevden Aldıd
Türk Subayı Kimdir 2?
Türk Subayı Kimdir?
Devlet Yok
Telafer Dayanışma Komitesi
Muhterem Paşam
Atatürk
Kanuni Sultan Süleyman'dan Şahin Bey'e
"AB Faşizmi" ve Cumhuriyet Bayramı
"Öfke Baldan Tatlıdır"

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Prof. Dr. Ümit Özdağ
Saldırılan Polis
Mahmut Aşkar
Karikatürle Başlayan Medeniyetler Savaşı
Yakup Yurt
Mozart Bugün 250 Yaşında
Üzeyir Lokman Çaycı
Yolcular
M. Ali Aladağ
Çağdaş Yobazlar
Hasan Kayıhan
Ayrılığın Rengi Hüzün
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Kuş Gribi ve Bilime Verdiğimiz Önem
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
Şefik Kantar
Ey Alman, Titre ve Kendine Dön !
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Enerjimizi Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Hidayet Kayaalp
İletişim Kavşağının İşaret Levhaları: İlgi Kalıpları
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
Yılmaz Kuzucu
Aküyü doldurmak
Ali Kılıçarslan
İlk kadın başbakan
Orhan Aras
İnsanlık öldü mü?
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç