|
DİL
VE AŞAĞILIK DUYGUSU
"Dil ile düşünce yapısı
arasında bir koşutluk vardır.
Benzer dil kullananlar, giderek benzer düşünmeye başlarlar.
Aydın geçinen bazı çevreler, özlemsel değil
"nostaljik" havalardalar.
Türkçe "yazın dili" olmaz deniliyordu, oldu.
Hem de evrensel ürünler verecek düzeyde.
Türkçe "bilim dili" olmaz deniliyordu, oldu.
Türkçe "hukuk dili" olmaz deniliyordu. O savdaki
eski hukuk hocaları bile, artık dillerini değiştirmek
gereğini duyuyorlar…
Ama Kemalist dil devriminin kazandırdığı
oldukça zengin anlatım olanaklarından sonra bile,
bazılarının - kendilerini üstün (!) hissetmek
için - birtakım yabancı sözcüklerden medet
ummalarının bir "aşağılık
duygusu" ürünü olduğuna kuşku yok!
Kendisine
saygısı olmayanların, başkalarından
ve hele hele kötü bir taklitleri oldukları toplumlardan
saygı beklemeye hakları yoktur.
Artık yabancılar Türkiye'de yabancılık çekmeyebilirler;
ama Türk insanı Türkiye'de yabancılık çekmeye
başladı…
Aşağılık duygusunun ürünü bir "yaranma
içgüdüsü" bizi Batı'ya yaklaştırmıyor,
uzaklaştırıyor…
En çok da telefonu kapatırken "Ba baaay"
diyenlere bayılıyorum. Belli ki "Hoşçakal"
derlerse "avam" olup çıkacaklar.
Bir zamanlar Nurullah Ataç'a sormuşlardı :
-Siz bir Fransız gibi Fransızca konuşuyormuşsunuz
doğru mu?
-Niye, ben casus muyum ki Fransızca'yı bir Fransız
gibi konuşayım! Bir Türk gibi Fransızca konuşurum…
Çok ama çooook çağdaşlaştık!
Adam "aşağılık duygusu"ndan yakınıyormuş.
Ruh doktoruna gitmiş.
Doktor
uzun uzun sorular sormuş… Ve sonunda noktayı koymuş:
-Sizde aşağılık duygusu filan yok!..Siz
kendiniz aşağılardasınız."
Yukarıdaki
satırların tamamı merhum A.Taner Kışlalı'ya
ait. 25 Ekim 1992, 29 Kasım 1992 ve 7 Eylül 1997
tarihlerinde Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan sırayla
"Aşağılık Duygusu", "Türkçe'den
Utananlar!" ve "Em Ef Öööööö!" başlıklı
makalelerinden yaptığım alıntılar. Noktasına
dahi dokunmadım. Bu sözler ve fikirler 25 yıldan
beri yaşamını çevirmenlikle kazanan biri
olarak benim için çok büyük anlam ifade ediyor. İçtenlikle
inanıyorum ki dillerini koruyamayan uluslar yok olmaya
mahkûmdurlar. Ve bu süreç Türkiye'de tüm acımasızlığıyla
uygulanmaya devam etmektedir.
Ahmet Taner Kışlalı, 1939 yılında
Zile'de doğdu. AÜ SBF'ni bitirdi. Paris Üniversitesi'nde
Siyaset Bilimi ve Anayasa Hukuku dalında doktora yaptı.
1972 yılında doçentliğe, 1988 yılında
profesörlüğe yükseldi. 1977'de milletvekili, 1978'de Kültür
Bakanı oldu. Cumhuriyet gazetesi yazarları arasındaydı.
21 Ekim 1999 günü aramızdan fiziken aldılar. Ama o
hâlâ gönüllerde yaşıyor. Neden bilmem onu anmak
geldi içimden…
30 Kasım
2005
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Dil
ve Aşağılık
Duygusu
ÖEK
Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram
Geldi Neyime
Ramazan
Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|