|
DÜŞÜNCELER
Hidayet
Kayaalp
|
|
|
h.kayaalp@web.de
|
MUMLA ERİYEN UMUTLAR
„Şimdi ben size bir şey söyliyeceğim.
Sakın kıyametin kopmasını beklemeyin,
o hergün kopmaktadır“(Albert Camus)
Erkan
Mumcu’yu dinliyorum gözlerim açık…Hem de umut dolu…
Bilgi odaklı, proaktif ve mühtiş bir hitabet yeteneği…
Onu dinlerken aklıma hep, Satre’ye atfedilen şu söz gelir:
„Eğer bir konunun şiiri yazılmışsa felsefesisni yapmaya
gerek kalmaz“
Sayın Mumcu bir konu hakkında konuşuyorsa, bilirimki o işin
felsefesi yapılıp, şiiri de yazılıyor demektir.
O, şairlerin, düşünürlerin, -hadi biraz daha ileri gideyim-
filozofların zihnin labirentlerinden cımbızla topladıkları
düşünceleri bir şadırvan akışına denk düşen üslpla ortaya
koyuverir. İslam düşünce tarihinin son devlerinden Seyyıt
Kutup’u bile tartışma alanına çekmekten çekinmiyecek kadar
cesur ve özgüven sahibi…
Kısacası…
Benim düşünceme göre sayın Mumcu, tam da Bilgi Çağına uygun
bir lider porofili çiziyordu.. ve bu yüzden de , yine bana
göre, geleceğin Türkiyesini güzel günler bekliyordu…
Erkan
Mumcu’yu dinlemeye devam ediyorum, gözlerim açık...Hem de
uyanmış bir zihinle…
Bilirmisiniz, insanın en mutlu olduğu ender anlardan biri,
umudlarının tavan yaptığı anlardır.
Sayın Mumcu, bir dürüstlük abidesi gibi konuşuyor…Beytül-mal
diyor, yetimin hakkı, diyor; dik duruş ve erdeme ait ne
kadar sözlüğe girmiş kelime, kavram ve metafor varsa hepsini
söylüyor.
En önemlisi de „İlke“ diyor..!
İşte bu dörtr harflik kısacık „sözcük“, benim, uğruna
„canı, cananı“ vermeyi göze almalıyız dediğim sözcük.
Sokrat, “bildiğim tek şey, hiç bir şey
bilmediğimdir“demiş…Ama benim bidiğim bir şey var;
isterseniz siz „cahil cesur olurmuş“ deyip geçin, ben
bidiğim o şeyi söyliyeceğim:
Allah’ın yardımı, homurtularla ,mırıltılarla , lago-lugolar
la değiil, İlkeler üzerinden geliyor… İlkeleri tanıyan,
İlkelerle uyum sağlayıp, onlara yaslanmasını bilen fertlere,
toplumlara Allah’ın yardımı geliyor.
Merum Seyyit Kutup bir İlke Adamıydı…“ Allah’ın birliğine
şehadet eden bu parmağımdan, zalimlerin arzusuna uygun düşen
bir tek satır bile sadır olmıyacaktır..!“
Seyyit
Kutup, kuşkusuz bir çınardı; ama tartışılmaz bir „kutsal
çınar“ değildi. Merhumun ömrü kendisini „tartışılmaz“
kılanlar la mücadele etmekle geçmişken, onu bu kalıba sokmak
kabul edilemez bir durum olur.
Öte
yandan, bu muhteşem çınarın dibine
pisleyenler de yine, hep bu çınarı gölgesinde barınanlar
arasından çıkmıştır
Belki
sayın Mumcu , Seyyit Kutup’un düşünceleri üzerinden bir
tartışma başlatırsa, düşünce dünyamıza katkıları olur diye
düşünmüşümdür. Bu bir cesarettir ve tekrar ediyorum, bu bir
özgüven gerektirir..
Bu
aynı zamanda şu da demektir: “İslam Düşüncesi, Bin yıl
Gazali’ye asılıp kaldığı gibi, bir Bin yıl da Seyyit Kutup’a
asılıp kalmıyacaktır.
Sky
Türk Kanalın da Anadolunun bu genç
“Bilge Kıral“ını dinlemeye devam ediyorum… Ve umutlarım
katsayı hesabıyla göğe doğru yükseliyor…
Geleceğin Simeranyası (1) kafam da canlanıyor. Artık hiç
bir şey eskisi gibi olmıyacak; geleceğin dünyası, adalet,
dürüstlük, sevgi ve paylaşım pradigmaları üzerinde
oluşacak...”Öyle bir an olurki, hayali cihan değer”
O da, ne..?
Bomba patlasa o kadar sarsılmazdım...
İnanılır gibi değil... Bu sözleri Erkan Mumcu’mu söylüyor:
“Onlar(hükümet)böyle yapmasaydı, asker muhtıra verirmiydi?”
İsmet Özel’in “Yıkılma Sakın”şiirinden parçalar
mırıldanıyorum...
“Halk yeniden bunları çoğumlukla iktidara getirirse, ne olur?”
sorusuyla ikinci darbeyı alıyorum: ”Eğer millet bir yanlış
yaparsa, Cezayir’i hatırlatırım”
İnsanın kendisini en kötü hissettiği anların
en netamelisi, umutlarının toz olup uçuştuğu, dayandığı
sutunları karton gibi yıkıldığı anlardır.
Biran düşündüm...
“Uzun yola çıkmaya niyet edip, “Mataramdaki tuzlu su”dan mı
içeyim? Yoksa “Orhun Pınarı”na yanaşıp, Kürşat’ın narasına
mı uyayım?
İkincisi çok kolaydı...
Birinci şıkkı tekrar denesem acaba “gidilecek yer ne kadar
uzak olabilir?”diye mırıldanırken zihnime bir söz düşüverdi:
“Sizin düşüncelerinize katılmıyorum, ama onları özgürce
ifade edebilmeniz için son nefesime kadar sizin yanınızda
olacağım”(1789/Batılı bir aydın) Sonra da ilk darbeyi
yeniden hatırladım:
„…onlar doğru dursalardı asker muhtıra verir
miydi?“(2007/ Türkiye’nin en aydın siyasetcilerinden biri)
Bu yol çok uzun…
Biraz daha düşünmem lazım…
(1)Simerenya:Merhum Peyami Sefa’nın hayalindeki site devlet.
Hidayet Kayaalp/ 11.06.07
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Mumla
eriyen umutlar
Düşünmek
farzmıdır?
Demokrasinin
çişimi geliyor
Söğüt’ün
sevenleri
Kış
Raporu
Kasıntı
Kütürü
Asrın
Belasına
Çözüm...
Eşeklerin
Gizemli Dünyası
İletişim
Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi
Kalıpları
Ertuğrul
Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle
İletişim
Övgülerle
sövgüler arasında
Değişimin
Zihinsel Aşamaları
İletişim
kanalları ve farklı davranışlar
NLP
ve Biz
Kabaklı
köyün ahalisi ve NLP
"Değişim
mi, Gelişim mi?"
SAYFA
BASI
|