|
Almanya Tehlikeli Sinyaller Veriyor
Bu ülkede yaşayan yaklaşık 2,8 milyon Türkün veya
3,5 milyon müslümanın Almanya’yla çözülmeyecek bir meselesi
yok! Ama Almanya’nın baştaTürkler olmak üzere, bü ülkedeki
müslüman azınlıkla zaman zaman tehlikeli boyutlara varan
problemleri var. Bu problemler, istendikten sonra,
halledilemeyecek cinsten değildir.
1980’li yılların ortasına kadar Almanya’nın yabancı kökenli
vatandaşlarıyla ilgili samimi, elle tutulur bir projesi
yoktu. 16 senelik Helmut Kohl hükümetleri döneminde
Türklerin geri dönmeleri için “Geriye Dönüş Teşvik Primleri”
çıkarılırken, bu insanlara hangi gözle bakıldığı da böylece
en yetkili makam ve ağızlardan resmiyet kazanıyordu. Çok
kültürlü bir Almanya gerçeğini kabullenmeğen Hıristiyan
Birlik Partileri, ülkelerinin Türk kökenli göçmen
vatandaşlarını görmemezlikten gelmeğe, hatta yok saymaya
devam ettiler. Bu yetmezmiş gibi bir de, ister eyalet ister
ülke çapındaki her seçimde Türkleri hedef gösterdiler, seçim
malzemesi olarak kullandılar ve Türk düşmanlığının zeminini
pekiştirdiler.
“Doksanlı yılların başında Solingen, Mölln,
Rostock-Lichtenhagen insanlar yakıldığında ve sığınmacı
yurtlarından alevler yükseldiğinde, Kohl oralarda yoktu.
Sembol ve iktidar üzerine o kadar malumat sahibi olan adam,
yabancı kazazedelerle beraber fotoğraf çektirmedi. Bir
defacık olsun, olay yerini bile ziyaret etmedi. Neden?
Kazazadeler Alman olmadığı için mi? Bu sorunun cevabı bugün
dahi açık duruyor.” (Claus Christian Malzahn,
www.spiegel.de )
Gerhard Schröder’in başbakanlığını döneminde ise masa
başında, sözkonusu azınlıkların temsilcileriyle
görüşülmeden, uyum (entegrasyon) politikaları geliştirildi.
Tek taraflı, uygulama şansı çok düşük olan ve karşılıklı
anlaşma zemini aramak yerine, dayatma yoluyla hayata
geçirilmek istenen bu politika da, ilk zamanlarda “11 Eylül
2001” terör hadiselerinin gölgesinde ve Otto Schily gibi
uyumdan ziyade asimilasyon beklentisine giren bir İçişleri
Bakanı’nın kadrine uğrayarak iflas etti.
Baden-Würtemmberg Eyaleti’nin, Alman vatandaşlığına geçmek
isteyen müslümanlar için hazırladığı “Vicdan Testi”, bunu
takiben Hessen Eyaleti’nin benzeri bir girişimi, ardından
üstü çıplak kadınların ve homoseksüel erkeklerin
resimleriyle sulandırılan, “Hollanda Modeli” CD’ler
hazırlanarak mülümanların iman gevşemesini test etmek
isteyen Almanya İçişleri Bakanı W. Shlaeuble’nin teklifi
gündeme oturdu. Bu tartışmalar bitmeden, Berlin’de göçmen
aile çocuklarının yoğunlukta olduğu okulların alarm veren
durumları medyaya taşındı.
“Der Spiegel” gibi ciddi Alman yayın organlarında yer alan
haberlere göre, bir kısım Alman medyası, göçmen çocukların
şiddet uyguladıkarını belgelemek adına, kafalarında
seneryaloar üretip, öğrencilere kavgacı pozları verdirerek
resimler çekmiş ve böylece de Arap veya Türk kökenli
gençlerin ne kadar huzur bozucu olduklarını
belgelemişler(!). Stoiber, Schönbohm ve Pflüger gibi
muhafazakâr politikacıların ellerine böylesi malzemeler
geçer de, değerlendirmezler mi? Bu cenahtan gelen koro
halindeki ses: Huzuru bozan göçmen öğrencileri sınırdışı
yapalım! Hukuk devleti olarak bildiğiniz Almanya’nın Bavyera
Eyalet Başbakanı Stoiber, Münih’te önceden yapılması için
her türlü kanuni şartların yerine getirildiği cami için, bu
camiyi ben yaptırmam, diyebiliyor ve Almanya’da dünyaya
gelen göçmen çocuklarını, ki genellikle bunlar aynı zamanda
Alman vatandaşıdırlar, gerekirse sınırdışı edebiliriz
deniliyorsa, bu ülkede Türkler aleyhine endişe verici
gelişmeler var demektir.
İşin garip tarafı, A.B.D bile, ajansların geçtiği habere
göre bu durumdan son derece rahatsız olduğunu A.B.D.
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Masası Sorumlusu Daniel Fried
aracılığıyla şu cümlelerle dile getirmiş:
“Avrupa ülkelerinin çoğu, A.B.Devletleri’nin tersine, şuurlu
bir uyum için fırsatı kaçırmış ve müslüman göçmen
çocuklarına yabancı muamelesine devam etmektedirler.
Avrupa’daki müslümanlar işsizlik ve ayırımcılıkla mücadele
etmektedirler. Bu durum ise, aşırı gruplar için “taraftar”
oluşturmaktadır.”
Almanya, 6,7 milyon göçmen vatandaşlarının 3,5 milyonunu
teşkil eden müslüman azınlığı, kültürel kimliğiyle
kabullenmekte ve eşitsizlikten kaynaklanan meselelerine
eğilmekte zorlanıyor. Bu zorlanma, hem sözkonusu azınlığın
hem de Almanya’nın kendisini daha da zora sokuyor. 45
senelik bir geçmişe rağmen ihmal edilen göçmenler meselesi
yüzünden Almanya, inanırlılığına ve itibarına da böylece
kendisi gölge düşürüyor.
Yazarın
diğer
yazıları:
Almanya
Tehlikeli Sinyaller Veriyor
Çağdaş
Yobazlar
Moderniteye
Direnen Değerlerimiz
Sarık-Cübbe
ve Takım-Kravat
Almanya
Seçimlerini Nasıl Okursunuz?
Türk
de Olmasa.....
Kendisiyle
Yüzleşmek
Bayrakla
Göbek Bir Arada Olunca...
Senden
Bana Yar Olmaz!
Cemil
Meriç’le Doğu’dan Batı’ya
Bizim
Diyalogcularımız
Dünyaya
Çekidüzenden
Önce...
Oyuna
Gelmemek
Cavanlık
Bir Uçar Kuştur
Kocalık Bir Naçar İştir
Varılmaz
menzile bu gidişle
Bomba
yağar başıma
Gurbet
düğünleri
ALSAK
MI, ALMASAK MI?
Terörizmle
kolonizm arasında
SAYFA
BASI
|