|
Solcu A Nokta Kadir
Nedense kendisinin solcu olduğunu her
fırsatta ima ederdi de, halbuki buna gerek yoktu çünkü
benden başka da solcu olmayan veya kendisini solculuğun
dışında ifade etme gereğini duyan başkaca kimse yoktu.
Ekibin içinde suya sabuna dokunmayanlar da vardı ama
işverenin sol kesimden gelmesi, belki onların da patronun
ideolojisinden görünmelerini icap ettiriyordu. A Nokta
Kadir, Türkiye’nin ünlü üniversitelerinin birinden mezun
olmuş, hocalarının birçoğu solcu entellektüel kesimin
tanınmış simaları...
A Nokta Kadir, yetenekli ve hırslı bir genç olarak kafasına
koyduğu hedefe doğru ilerleyebilmek için, içten hesaplı
olduğunu gizlemeğe çalışsa da, biraz karşılıklı sohbetten
sonra meseleyi anlıyorum: A Nokta Kadir’in gözü yukarılarda.
Bazı başbaşa sohbetlerimizde onu biraz daha yakından ve bir
başka açıdan tanırken, hayretimi gizlemeğe çalışıyorum.
“Abdullah Gül cumhurbaşkanı adayı olarak ilân edildiğinde
kendimi tutamadım, ağladım.” deyince A Nokta Kadir,
neredeyse ağzım açık kalıyor hayretten. Sebebini sormama
fırsat vermeden konuya açıklık getiriyor:
“Muhafazakâr ve fakir bir ailenin çocuğuydum. İlimizin
CHP’li aristokratları tarafından hem ailece hem de fert
olarak hor görüldüm, hırpalandım. Babam dindar bir adamdır.
Abdullah Gül ne de olsa halktan biridir,ondan dolayı
duygulandım.”
İdeolojik sol da artık kalmadığına göre bizim A Nokta
Kadir’i inadına solcu olmaya iten sebep ne olabilirdi?
Çevrenin etkisi, dünyevi beklentileri mi, yoksa zamanında
aristokrat solun hor görüp dışladığı gencin şimdi solcu
olarak aristokrat soldan intikam almak niyeti mi?... Herşey
mümkün, fakat beni o kadarı da doğrusu ilgilendirmiyor. A
Nokta Kadir, beni bazı konularda kendisine daha yakın
gördüğünden olacak ki, birgün ayak üstü sohbet ederken;
“Aslında benim adım Abdulkadir’dir” deyince, bu genç adamda
kompleks alduğuna karar verdim. Dindar, sıradan bir aileden
olmanın getirdiği kompleks.... Oldum olası kendi halkına
tepeden bakmayı maharet sayanların babaları bu gencin
babasını, oğulları da Abdülkadir’i psikolojik baskı altında
ezmişler.
Adından bile utanacak kadar kendisinden uzaklaşmaya çalışan
Abdülkadir, yazarken A. Kadir olarak takdim ettiği
kendisini, konuşurken sadece Kadir olarak adlandırıyordu.
Abdül’ü olmayan Kadir olmuştu artık. Ona göre Abdülkadir pek
müslümanca bir isimdi. Elinden gelse, solculuğunu onaylatmak
için adını değiştirecekti, A Nokta Kadir. Elinden gelse,
adının önündeki “abd”ı kaldırdığı gibi Allah’a kulluğunundan
da feragat edecek ama daha kendisine yeni bir “rab”
bulamadı. Babasından dolayı dindar kesime içten içe bir
yakınlık bağı hissediyordu ama yine o babanın oğlu olmanın
ezikliğini üzerinden bir türlü atamıyordu. Kendilerini “rab”
yerinde görenler Abdülkadirlerin, Abdullahlıklarına
tahammülleri yoktu. Kayıtsız şartsız yeni rablara biat
etmeliydiler. A Nokta Kadir de, onlara kul değil “rab”
olmayı hedeflemişti: Günün birinde şu her şart ve ortama
uyum sağlayan, sözde solcuların başına buyruk olacaktı.
Fakat ne yırtınırcasına “ben sizdenim” demesi, ne de
ötekilerden daha bilgili ve kabiliyetli olması A Nokta
Kadir’i kurtaramadı: Bizim Solcu A Nokta Kadir’in solcu
patronu tarafından işine son verildiğini duyunca, Abdülkadir
adına üzüldüm.
Yazarın
diğer
yazıları:
Solcu
A Nokta Kadir
Alman
Medyasındaki İslam
Sakın
Kaçırmayın!...
İki
Zirve Arasında
Sadece
Ölü Balıklar mı?....
Alman
Bastırınca....
Almanya
Tehlikeli Sinyaller Veriyor
Çağdaş
Yobazlar
Moderniteye
Direnen Değerlerimiz
Sarık-Cübbe
ve Takım-Kravat
Almanya
Seçimlerini Nasıl Okursunuz?
Türk
de Olmasa.....
Kendisiyle
Yüzleşmek
Bayrakla
Göbek Bir Arada Olunca...
Senden
Bana Yar Olmaz!
Cemil
Meriç’le Doğu’dan Batı’ya
Bizim
Diyalogcularımız
Dünyaya
Çekidüzenden
Önce...
Oyuna
Gelmemek
Cavanlık
Bir Uçar Kuştur
Kocalık Bir Naçar İştir
Varılmaz
menzile bu gidişle
Bomba
yağar başıma
Gurbet
düğünleri
ALSAK
MI, ALMASAK MI?
Terörizmle
kolonizm arasında
SAYFA
BASI
|