·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BRÜKSEL MEKTUBU

               Yakup YURT

 

yakup.yurt@skynet.be


KÜRESEL SESSİZLİK…
 
    
Söylemeye gerek var mı, bilmem! Le Soir frankofon Belçika'nın en büyük günlük gazetesi. Cumhuriyet gazetesinin ikinci sayfasına benzer bir uygulama ile her gün "Forum" başlıklı iki sayfasını aydınlara ve söyleyecek anlamlı bir fikri olanlara açıyor. On yedinci sayfa üçte birerlik üç bölümden oluşuyor : Editoryal köşe, Serbest Kürsü ve Okuyucu Mektupları.

     28 Aralık 2006 Perşembe günü çıkan Le Soir'ın 17.sayfasında çıkan Serbest Kürsü üç genç kalem tarafından kaleme alınmış. Üçü de hukukçu adayı… Üçü de Belçikalı; ama ikisi yabancı kökenli. Biri Türk, biri Arap. Biz çok bilmiş yaşlılara mesaj veriyorlar.

     Uzatmayalım yazarlardan ilki oğlum Cavit Yurt. Kendisi ULB Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi ve aynı zamanda ULB Hukuk Fakültesi yönetici öğrencisidir.  Üniversite Yönetim Kurulunda fakültesini temsil etmektedir. Tunus kökenli olan bayan Wafa Zouaghi ise ULB Hukuk Fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi ve aynı zamanda Öğrenci Bürosu başkanı. Simon Rasquin ise ULB Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi ve ULB Hukuk Derneği başkanı.

     Yaşları 21-23 arasında değişen bu üç kafadar üşenmemiş ve uzunca bir yazı kaleme almışlar. Yazının başlığı ilginç : "Petrol kokan genel bir sessizliğe karşı savunma".

     Birmanya'da yaşanan gerçek bir olaydan yola çıkarak para-ticaret-adalet ilişkilerini sorguluyorlar. Okuyunca, ki anlamak oldukça zor, hukuk kavramını başka boyutlarda algılamaya başlıyor insan.

     Özetlemek gerekirse 2002 Nisan ayında birçok Birmanyalı Belçika adaletine başvurarak şikayetçi olmuşlar. Total petrol şirketinden tazminat talep etmişler. Birman askeri cuntasının işlediği insanlık karşıtı suçlarda Total petrol şirketini suç ortağı olmakla suçlamışlar. Eeee sonra? Sonrası tam bir hukuksal  karambol. Siyasi gücün temsilcisi olarak Milli Savunma Bakanı veya adlî gücün temsilcisi olarak Yargıtay Başsavcısı gereğini yapmaz, Belçika Yargıtay'ının durdurduğu soruşturmayı yeniden başlatmazsa, soruşturma dosyası 11 Ocak 2007 günü gece saat 12'de zaman aşımına uğrayacak. Bu tarihe kadar bir seçim yapmak gerekiyor. Zira bu alanda seçim yapmamak ta bir seçim sayılıyor. Ve uluslararası hukukun fokur fokur kaynadığı bir ortamda seçim yapmak hiç kolay değil.

     Fakat şurası da bir geçek ki insanlığa karşı işlenen suçlar konusunda uluslararası adlî bir vicdan ve bilinç belki yavaş, ama emin adımlarla, ilerliyor. Nüremberg ve Tokyo Mahkemelerinin üzerinden henüz altmış yıl geçti. Yetki alanı daimi ve evrensel olan bir Uluslararası Ceza Mahkemesi yeni kuruldu. Eski Yugoslavya, Ruanda ve Sierra Leone duruşmaları devam ediyor. Belçika adaleti evrensel yetkiye dayalı ilk kararını verdi bile…

     Fakat ilginç bir durum sözkonusu. İşin garibi hesap vermesi gereken diktatörlerin ömrü vefa etmiyor ve hesap vermeden (veremeden) birer birer güzelim dünyamızı terk eyliyorlar. Son örnek Augusto Pinochet'de olduğu gibi. O nedenle, Belçika'nın 11 Ocak 2007'ye kadar vereceği veya vermeyeceği karar tüm insanlığı ilgilendiriyor. Jean-Paul Sartre "Her insani serüven, ne kadar özel görünürse görünsün, bütün insalığı bağlar" dememiş miydi?

     Burada önemli olan hukuksal veya siyasal sistemi tartışmaya açmak değil. Fakat hukuk sisteminin kendi içindeki esas-usûl çatışmasında insani hakların kutsallığının ve Hukuk Devleti kavramının korunması sine qua non (olmazsa olmaz) bir gereksinim. Dolayısıyla demokratik ülkelerde, ve özellikle de içinde bulunduğumuz bu kriz döneminde, omerta (sessizlik) kuralı uygulanamaz. Korkup susulamaz, gözler kasten kapatılamaz, yok gibi davranılamaz. Üç maymun rolü oynanamaz. Bazı karanlık güçlerin etkisiyle gerçekler yok edilemez, yok sayılamaz.

     Tartışmadan kaçmak, şikayetçilerin sessizliğini satın almak, adaleti yok saymakla eşanlamlıdır. Bazı şeylerin değeri ise ancak kaybedilince anlaşılıyor ne yazık ki!..

     Sağ olun akıllı ve cesur çocuklar. Cesaretiniz gençliğinizden kaynaklanıyor besbelli! Sayenizde sizlerin yaşındaki günlerime geri dönerek, mutlu oldum biraz…

Yakup Yurt © / 28 Aralık 2006

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Küresel Sessizlik
İmkansızı olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün 23 Nisan
Tarihte ve gelecekte kadının yeri
Mösyö Sarkozy kimdir?
Esti Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede Doğan Deniz
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison lambaya püf dedi!
Her şeye gülünür mü?
Mozart Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz bir günün düşündürdükleri!..
Kurban Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani Yortusu ve Kral Galetası
Düşünüyorum, Öyleyse Varım (Descartes)
Yılbaşı Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel Diyaloğu...
BREL en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş Uygarlık Yolları Mayın Döşeli
Adile Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar Komondosu Belçikalı Meryem
Dil ve Aşağılık Duygusu
ÖEK Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram Geldi Neyime
Ramazan Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah Mutluluk Ah!..
Değişim, Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa, Avrupa, Duy Sesimizi...
La Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle Dolu 55 Yıl
Tükenen Ömürler
Gurbetten Gelmişim...
Lahey'de Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den Mektup Var…
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa Davet
Köprünün altından daha çok sular akacak

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Yakup Yurt
Küresel Sessizlik
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Nuran Yelkenci
Konuşamıyoruz Çünkü Okumuyoruz
Hayrettin Çakmak
Memleketimden vehim manzaraları
Mahmut Aşkar
Avrupalılaşan İslâm (?)
Ayten Kılıçarslan
Müslüman Kadınlar, Birleşin!
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Fikret Ekin
İnsan ve İnsan
Haldun Çancı
İran, Türkiye'nin düşmanı mı?
Ali Kılıçarslan
Dönüş düşüncesi
Veli Kalli
Gurbet Çilesi
M. Ali Aladağ
Almanya Tehlikeli Sinyaller Veriyor
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Biri bana anlatsın
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirleşme
Yılmaz Kuzucu
Mart mektubu
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Hidayet Kayaalp
Kasıntı Kütürü
Sebahattin Çelebi
zifirî
Orhan Aras
Çok acıtıyor değil mi?
Ozan Yusuf Polatoğlu
Vicdan Testi
Hasan Kayıhan
Ben "Hicbir Şey" demiyorum!..
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Enerjimizi Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç