|
BRÜKSEL
MEKTUBU
Yakup
YURT
|
|
|
yakup.yurt@skynet.be
|
YILBAŞI GECESİ YAKLAŞIRKEN
Bir yılın daha sonuna yaklaşıyoruz. İnsanlarda bir telaş,
bir telaş sormayın! Ailece evde mi kalsak, dostlarla mı
çıksak, eşe, dosta, sevgiliye ne gibi armağanlar alsak,
nasıl süslensek, neler giysek…Sorular, sorular!
Hayat pahalı. Fiyatlar oldukça yüksek. Fakirlik sosyal
güvenlik cenneti Belçika'da bile yaygın. Toplumdan
dışlananlar çoğalıyor. Küreselleşme rüzgarı fakirleri
savuruyor, süpürülmeyi bekleyen hazan yaprakları misali.
Çevresine biraz duyarlı bir kimse bu durumu kolayca
gözlemleyebilir. İnsan tüketirken utanıyor yediklerinden,
içtiklerinden, kilolarından, "ötekileri" düşündükçe!..
Sokaklarda Noel'den beri sessizlik hakim. İn cin top
oynuyor. Ancak kent merkezindeki
turistik mekanlar ve belli ticari sokaklar dolu.
Çam ağaçlarını gelin gibi süslemişler.
Vitrinler bezenmiş. Adım başı reklam tacizine uğruyor
gözleriniz. Ya savurganlık nöbeti teslim alıyor gönlünüzü,
ya da ister istemez katlanıyorsunuz bitmek tükenmek bilmeyen
yoksunluklarınıza (früstrasyon)! Gelen soğuklarla birlikte
varsıl insanlar ya uzak diyarlara tatile, kayak yapmaya
gittiler, biryere gidemeyen yoksullar da üşümemek için
evlerine kapandılar.
Yılbaşı geceleri genelde insanlar sabahlara kadar içtiği
için ertesi gün sokaklarda kimsecikler olmaz. İçki içmek
için uydurulmuş gecelerden biridir demek abartılı olmaz
sanırım. Yeni yılda herşeyin eskisinden daha güzel olacağı
umulur. Kendi kendimizi buna ikna etmeye çalışırız. Sahte
bir bayramdır aslında. Geçen yıl adet yerini bulsun diye
tutulan dileklerin hiçbirisi gerçekleşmemiştir. Veya
tesadüfen çok azı!
Bir dostum şöyle diyordu yılbaşı gecesi için : "Sıradan
bir gece al, içine alkol, hoplama-zıplama, dans, uykusuzluk
ve masraf doldur, krema niyetine de seks ile sıva ; elde
edilen bulama yılbaşı gecesidir. Tüketim çılgınlığı ürünü
hediyelerle servis yapılır." Yanlış mı?
Kiminle geçirdiğin nerde geçirdiğinden çok daha
önemlidir o geceyi. Harcadığın koca bir yılı düşünüp mutsuz
olduğun sonra da gelecek yıldan istediklerini
gerçekleştirmesi halinde ne kadar mutlu olacağını düşünüp
umutlandığın tek gece midir yoksa?
Yalnızlığın en çok koyduğu gece mi? Bütün bir yıl yalnız
olanların o gece yalnız olmamaları mümkün müdür? Hep
kaybedenler, ya da kaybetmeğe mahkûm olanların, o gece
oynanan tombalada şanslı olmaları için mantıklı bir tek
neden gösterilebilir mi?
İnsanlar gerçeklerden neden hep kaçmaktadırlar?
Yaşamın gerçekleri ile hesaplaşmaya niçin
yanaşmazlar? Niye kendilerini tüketim sarmalının içine bir
İspanyol boğası gibi atarlar? Tüm toplumlarda anneler günü,
babalar günü, sevgililer günü, şu günü, bu günü… vardır.
Para, sevgi, saygı, dostluk, sağlık, aşk, başarı, velhasıl
tüm güzellikler herkese her gün gereklidir. Hatırlanmak ne
denli güzel olsa da, ilân edilen günler fotoğrafçılar,
iletişimciler, çiçekçiler, çikolatacılar, kuruyemişçiler,
berberler, hamamcılar, müzisyenlere yarar. Onlar kazanırlar.
Meslek grupları tabii ki kazansınlar, ama sadece o günlerde
değil, her zaman!
Gerçek yanlış yerde aranmamalı.
Bakın size bir anekdot anlatayım.
Paris'te üzerinde on dokuz köprü bulunan Seine
Nehri'nin rıhtımındayız. Akşam olmuş. Lâpa lâpa kar
yağıyor. Bir kloşar * bir reverberin
** etrafında değirmen beygiri gibi dönüyor yere bakarak.
Yoldan geçenlerin dikkâtini çekiyor bu durum. Hey mösyö! Ne
dönüp duruyorsun reverberin etrafında diye soruyorlar.
Cüzdanımı arıyorum diyor kloşar naifçe. Ya diyorlar, demek
cüzdanını arıyorsun ha? Peki niye burada? Niye olacak der
kloşar, burası reverber altı, aydınlık en azından!...
Her
nerede olursanız olun, yiyin, için, eğlenin; afiyet olsun,
yarasın! Amma velakin itidali elden bırakmayın ve alkollü
araç kullanmayın ne olur…
Gönülleriniz sevgi, bedenleriniz sağlık, cüzdanlarınız
parayla dolar inşallah. Hepinizin yeni yılı kutlu olsun…
Brüksel, 28 Aralık 2006
*Kloşar
: (clochard) Paris'te köprü altında yatan şarapçı.
**Reverber
: (réverbère) Üstü fenerli sokak lâmbası.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Yılbaşı
gecesi yaklaşırken
Küresel
Sessizlik
İmkansızı
olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Korku
Bahçesinde Sevgi Yeşermez
Bugün
23 Nisan
Tarihte
ve gelecekte kadının yeri
Mösyö
Sarkozy kimdir?
Esti
Nesim'i Bahar, Ya da Nevruz Ateşi
Darbede
Doğan Deniz
Kısır
Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Edison
lambaya püf dedi!
Her
şeye gülünür mü?
Mozart
Bugün 250 Yaşında
UĞUR’suz
bir günün düşündürdükleri!..
Kurban
Bayramı Arifesinde Bazı Görüşler
Epifani
Yortusu ve Kral Galetası
Düşünüyorum,
Öyleyse Varım
(Descartes)
Yılbaşı
Gecesi Yaklaşırken
Ankara-Brüksel
Diyaloğu...
BREL
en büyük Belçikalı seçildi
Çağdaş
Uygarlık
Yolları
Mayın
Döşeli
Adile
Naşit: Vazgeçilmez ve bir daha gelmez…
İntihar
Komondosu Belçikalı
Meryem
Dil
ve Aşağılık
Duygusu
ÖEK
Üçlüsüne Ne Oldu?
Bayram
Geldi Neyime
Ramazan
Bayramınızı candan kutlarım!...
Ah
Mutluluk Ah!..
Değişim,
Gelişim ve İlerleme
Sınıftan Atılan "İnkarcı"...
Avrupa,
Avrupa, Duy Sesimizi...
La
Brabançonne ve İstiklâl Marşı
Darbelerle
Dolu 55 Yıl
Tükenen
Ömürler
Gurbetten
Gelmişim...
Lahey'de
Kısa Bir Günden İzlenimler
1950’den
Mektup Var…
Nereden
geldik, nereye gidiyoruz?
Tutarlılığa
Davet
Köprünün
altından daha çok sular akacak
SAYFA
BASI
|