·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


Hayatın içinden

          Y ı l m a z   K u z u c u

 

yilmazkuzucu@web.de



İyiye değişim ve beyinlerde haraket

   
Bir yerde bir başkasıyla buluşmak veya görüşmek için illa bir haraket ve bir kıpırdanma gerekir. Bu haraket bedenen, yürüyerek ya da bir vasıtayla olduğu gibi, kafalarda da yaşanır. Orada da bir şeylerin haraket ederek değişimi gerçekleşir. Aksi takdirde insan olduğu yede saydığı gibi fikri tekamülünü de gerçekleştirememiş olur.

Şartlanmış beyinleri, kendi mutlak dogmalarına kilitlenmiş medya ve siyasetçileri duymamak için haftalardır Türk tv haber yayınlarına bakamıyorum.

O kinli ve hazımsız yüzler, o köpüren ağızlar ne öyle ? Hangi demokrasi bu? (Avrupa sosyalistler kulübü dahi dayanamadı da ‘…’ nin üyeliğini gözden geçirme kararı aldı). Kendileri gibi düşünmeyenleri adamdan bile saymayanlar -halka güvenmiyorlarki saysınlar- hasetten adeta gözleri dönmüs tüm aşırıların aynı kutupta birleşmeleri ve bu tutum, haklılık payı olanların dogrularını da götürüyor.

Bu manzara ilimden, siyasetten, hatta okumaktan bile tereddüte düşürür insanı. Yoksa 500 yıl dünyaya hoşgörü ve medeniyet yaymış bir milletin mensuplarının bugünki hali nasıl izah edilecek.

Kalemin, çalışmanın ve medenice konuşabilmenin metodunu ve kuralını beceremeyenler bu hazımsızlığı illa inkar, öldürmek, indirmek veya darbenin rüyasını görerek ortaya koyanlardır. O yazılardan, dergi-gazete ve nutuklardan etkilenen, pirim veren veya sokağa dökülenler, sözde cumhuriyet mitinglerine katılanlar (çoğu günü kurtarmanın peşinde ya..) sevginin aydınlığını hak etmeyenlerse ne demeli?

Canlılar bıraktıkları izlerden keşfedilirler, hani cumhuriyet için ve Atatürkçülük adına toplanmışlardı? Dağıldıklarında bir de gördük ki, her yer çöp yığını, en hazin olanı da, o çöplerin içerisinde  dedelerimizin onun uğruna can verdikleri, şehadet rütbesine eriştikleri Türk bayrakları ve Atatürk posterlerinin olması. Bunların amacı ne bayrak ve ne de Atatürk, bunlar sadece amaca hizmet eden araçtan ibaret. Böyle insanlara adil, çalışkan ve dürüst idareciler zaten iki numara büyükse, nesine acıyayım, değmez.

Dönelim buradaki aktualitemize….

Şahıslar gibi milletlerinde güçlü ve zayıf yönleri vardır. Bir güçlü yönümüz illa  herhangi bir dış (ya da devlet) yardıma muhtaç olmadan da hayatta kalabilme kabiliyeti. Zayıf tarafımızsa galiba kolay organize olamama olsa gerek.

Yarım yüzyıla yakın buradaki-avrupa- çalışkan insanlar, kazandıkları alın teri ekmeğe teşekkürle, geldikleri vatan ve ailelerine duanın yanında, yerli insanların huzur ve felahını da dilemeyi ihmal etmemişlerdir.

Yine bunca zaman bir tek kilisenin dahi camını kırmamış, fabrika köşelerinde bir gayri müslime  bıçak sokulmamışsa, tolerans rüstünü fazlasıyla isbat etmişler demektir.

Dua eden gönül nefret edebilir mi? Sevmeyen, elli yıl bir yerde nasıl kalır?

Bu samimiyete inandırmak için herkesin, illa kadeh kaldırması, kuzu yerine domuz kesmesi, tesettürü terketmesi veya sakalını bıyığını sarıya boyaması mı gerekir?

Nihayet o insanlar yeni vatanda toparlanıp (birlikte insani haklarını alabilmeleri için) bir üst çatı oluşumu gerçekleştirdiler. KRM´e (Koordinasions Rad der Muslime) çok şükür, buna hemen hepimiz sevindik. Buna sizden duyduğuna ve  gördüğüne itibar eden bu ülkenin yerlileri dahi memnun oldular. Lakin, Olli ve Ulla´lar anlarken Ali, Lale ve Necla´ların korkulu rüya açıklamalarını anlayamadık.

Yüz olumlunun değil de, birkaç olumsuzun sesi nasıl etkili olur, hayret doğrusu.

Şimdi lokal yapılanma için iş, tabana düşüyor.

Şehir (Rathaus) yönetimleri nezdinde, lokal bazdaki kutlama ve özel-resmi- günlerde katolik, protestan ve yahudi temsilcileri ayrı ayrı davet edilip, söz hakkı verilerek itibar edilirken bir türlü (bari böyle günler için olsun) bir araya gelemeyen ve birlikte konuşma rüştünü gösteremeyenlere; “Beş cami için, beş başkan, beş hoca, bir kaç da tercümana veya her defasında farklı temsilciyle muhatab olmaya uygun değiliz deniliyordu. Akl-i selim idareciler birer temsilci arasından birini göstererek Würzburg´da buna bir çözüm buldu böylece bir zaafıda aşmış oldular. Şimdi bu örnek davranışı sergileme sırası ise diğer şehirlerde. Öyleyse işiniz rast gele ve selam size.

SAYFA BASI

Yazarın diğer yazıları:

İyiye değişim ve beyinlerde haraket
Örtün bir bayrağa bedel
Veli Sohbetleri  (Elterntalk)  
Bir proje yarışması
O öyle bir kitap ki !
Kurbanımız  esas olsa
İslam 2020 – Stuttgart
Bir Rahmet Çadırı ve bir fıncan kahve
Hoşgörü diyarından
İnternet, gençlik ve biz
Mayıs Mektubu
Evlenmek mi zor, anlaşmak mı? Veya  neden illa Aile?
Mart mektubu
İçimdeki Notlar
Hayat; sebep ve sonuç
Hacda nefsi Kurban edebilmek 
Şiir gibi bir izinden…  
Aküyü doldurmak
Müstesnalar
“Çocuklara  çok  yazık”
Röttingen deki „İslam Projesi“ tüm okullara örnekti
Ölüm hapsaneleri ve ölü ruhları dirilten Kurán
Son kalemiz „Aile“„out“ mu oluyor?
„Moschee Weg“ ve Yeni Cami
Sanat, para, ahlak
Bir başka açıdan Diyalog
Vurdumduymazlığa çare ne?
Estetik, armoni ve renklerin dili
Mutluluk (formülü) ertelenemez
Almanyadaki yeni neslin tarih bilinci
„Çocuk kuyuya düşmeden“
Aşk gibi okumak
Güzel bir yazı
Bireyselleşmenin sessiz depremleri
Herseye rağmen
Batıdan bir iç muhasebe
Huzur yazıları
Sağlıklı değişim
Her ayrılık
Kimse sizin yerinize düşünmez
Sözlerin özünden
Mektup
   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Mahmut Aşkar
Memleket Yine Toz-Duman
Yakup Yurt
Bugün 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
Ozan Yusuf Polatoğlu
Merhaba sayın Baykal
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Orhan Aras
Azerbaycan’da savaş edebiyatı
Üzeyir Lokman Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Ayten Kılıçarslan
Buna hakkınız yok!
Hidayet Kayaalp
Demokrasinin çişimi geliyor
Nuran Yelkenci
Güçlünün Değil Haklının Sözü
Muhsin Ceylan
Öfke’ye öfkelenmemek kolay mı?
Haldun Çancı
Bölgesel İşbirliği Seçeneği
Ali Kılıçarslan
Made in Germany
Veli Kalli
Gurbet Çilesi
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Güzel İstanbulumuz şantiye alanı mı olacak?
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Avrupa Birliği "Faşizmi"
Sebahattin Çelebi
zifirî
Hasan Kayıhan
Ben "Hicbir Şey" demiyorum!..
Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç